Examples of using Dandik in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ayakkabıları dandik. Kaliteli ayakkabıya düşkün değilmiş.
O dandik şovdan kovulurken güzel bir fotoğrafımı bile koymamışlar.
Şu an biraz dandik olduğu için kusura bakma ama halledeceğiz.
Ama yine de bu dandik şarap şisesine bin dolar vermem.
Bakabilir misin? Dandik işler hep bana kalıyor.
Seninki, çok dandik bir estetik ameliyat geçirmiş gibi mi görünüyor?
Dün gece dandik telefonumu açik biraktim galiba.- Ne oldu?
Dandik olduğunu söyledim. Miles yaptı.
Bu tarif çok dandik, biliyor musun?
Üç yıldır aynı dandik kalemi verip duruyordu.
İki dandik far ve'' annem yaşlı bir kadın.
Earl ile o dandik filmleri yapmaktan pişmanım.
Dandik plastik bardakta değil.
Orada dandik keklerini yelleyen büyük sahtekardan bahsediyorum.
Dandik olduğunu söyledim. Miles yaptı.
Dandik ilaç göndermişler.
O dandik işine geri dönmek mi?- Ne istiyorsun?
Kimsenin dans etmediği dandik partilerden olmasın bu.
Öyleyse neden bölüşmek için dandik 3 milyon dolar istiyorlar?
Dandik bir yılbaşı hediyesi.- Ne oldu?