DEYIMIYLE in English translation

call
ara
çağrı
arayın
aramak
telefon
çağırın
haber
der
çağır
ararım
say
söylemek
demek
söyler
deyin
dersem
mesela
described as
deyimleriyle
olarak tanımlayabileceğim
olarak nitelendirdiği
diye tarif
to quote
alıntı
dediği gibi
alıntılamak
deyimiyle
sözleriyle
terms
sömestr
terimi
terimini
dönem
vadeli
süreli
süresi
vadede
tabirini
dönemini
in the words
kelimesinde
sözlerine
called
ara
çağrı
arayın
aramak
telefon
çağırın
haber
der
çağır
ararım
calls
ara
çağrı
arayın
aramak
telefon
çağırın
haber
der
çağır
ararım
says
söylemek
demek
söyler
deyin
dersem
mesela
said
söylemek
demek
söyler
deyin
dersem
mesela

Examples of using Deyimiyle in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Basının deyimiyle Grevenin hizmetçisi.
which the press called Greve's mistress.
Hala küçük. Kendi deyimiyle'' Çok küçük.
She's still little. Too little," as she says.
Bana gomaskahınızdan bahsedin… siz insanların deyimiyle ilk buluşmanızdan.
Tell me about your gomaskah, what you humans call"a first date.
General MacArthurun deyimiyle.
As Gen. MacArthur said.
Güzel Technicolor eğlencelik'' lerin dönemi kapanmıştı. Kendi deyimiyle.
It was not a time anymore for what he called"Beautiful technicolor baubles.
Bana gomaskahınızdan bahsedin… siz insanların deyimiyle ilk buluşmanızdan.
What you humans call"a first date. Tell me about your gomaskah.
Güzel Technicolor eğlencelik'' lerin dönemi kapanmıştı. Kendi deyimiyle.
What he called"Beautiful technicolor baubles. It was not a time anymore for.
Bu, yerlilerin deyimiyle Sinsi Şeytan.
This, the locals call Swooping Evil.
Kum denizine. Halkınızın deyimiyle Sahraya.
To the ocean of sand, your people called the Sahara.
Burada da, denizcilerin deyimiyle.
In here is what we in the Navy call.
Babam onların deyimiyle yargıçtı.
My father was what they called a judge.
Eski karının deyimiyle beyhude bir düzene baş kaldırma dürtüsü.
Your ex would say that it's a… a product of futile antiestablishment urges.
Polislerin deyimiyle bir'' A.G.'' kartı.
It's an F.I. card, cops call it.
Hoytun deyimiyle'' Bingo.'' Sen bir dahisin.
As Hoyt would say,"bingo." You're a genius.
D veya onun deyimiyle Dingle Gününden beri görüşmedik.
Haven't seen him since D-Day, or Dingle Day as he liked to call it.
Bazılarının deyimiyle son on yılın en korkunç cinayeti güney Mainede işlendi.
What some are calling the most gruesome crime in the last ten years in southern Maine.
Eski akil hocam Benin deyimiyle karanlik taraf da diyebiliriz.
Or as my mentor Old Ben liked to call it,"The dark side.
Kendi deyimiyle, kış uykusundaydı. Orada saklanıyordu.
He was hiding there, or"hibernating," as he said.
Kendi deyimiyle. Güzel kıyafet. Veya'' Büyük Hafriyatçı.
As he likes to be called. or"the Great Dirt Mover.
Büyük filozof Eddie Moneyin deyimiyle… cennete iki biletim var.
I have got two tickets to paradise. In the words of Eddie Money.
Results: 194, Time: 0.0437

Top dictionary queries

Turkish - English