Examples of using Dingin in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ve çok daha dingin. Evet, çok acılardan geçtim.
Hayatı yavaş dingin ve acele etmeden yaşamayı seviyorsun.
Dingin bahsettiği bu özel zambak türü tekrar ortaya çıktı.
Oturan Boğanın aklı dingin ve anlaşmaya hazır olduğunu söylüyor.
Dingin iken ise, katı oluyor.
Dingin kale hapishanesi.
Dingin gurur verici başarısı onun madalyaları değildi Ama küçük torunu.
Dingin ev sahibesi.
Dingin ve güzel.
Dingin olmalı.
Söylesene, hiç böyle dingin bir deniz gördün mü?
Dingin… ve güzel.
Kaos denizinde, dingin bir ada gibisiniz.
Dingin, kara ağaçlar rüya görüyor.
Dingin en çok gurur duyduğu şey madalyaları
Tac Mahal kadar güzel. Melrose Abbey kadar dingin.
Yüreğim de, dingin.
Sakin ve dingin olmalısın.
Sakin ve dingin olacağım.
Kalplerimiz dingin.