DONUK in English translation

dull
sıkıcı
donuk
kör
sönük
mat
yavan
aptalca
körelmiş
tekdüze
monotonlaşıyor
cold
soğuk
buz gibi
nezle
soğukkanlı
grip
üşümüş
soğudu
soğukla
frozen
dondurma
buz
dondur
kıpırdama
kımıldama
donar
soğuktan
donuk
drab
sıkıcı
donuk
monoton
sönük
kasvetli
tekdüze
glassy
camsı
donuk
gözlüklü
opaque
opak
mat
donuk
opağa
anlaşılmaz
to curdled
dondurup
kaymak tutmaya
frosty
soğuk
buzlu
dondurucu
frosty the
donuk
glazed
jölesi
cilası
donuklaşır
kaplı
karardı
cam mı
sırlıdır
freeze
dondurma
buz
dondur
kıpırdama
kımıldama
donar
soğuktan
donuk

Examples of using Donuk in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Cilan oldukça donuk görünüyor.
Your finish is looking pretty drab.
Operaya gidiyoruz. Kütüphanenin donuk olduğunu sanıyordum.
I thought the library was dull. We're going to the opera.
Donuk bakışlarımı görüyor musun?
See the glazed look?
Donuk görüntüyü seviyorum, ya siz?
I love the frosty look, don't you?
İntikamın donuk gözleri senin üzerinde Boyle.
Are upon you, Boyle. The cold eyes of vengeance.
Metin: Donuk Arkaplan.
Text: Opaque Background.
Donuk beyin'' diyebilir misin?
Can you say,"brain freeze"?
Sen bu donuk bakışları görüyor musun?
See this glazed look?
Donuk eğlenceli zaman.
Frosty fun times.
Yaşlı, donuk ve canı sıkkın birine dönüşüyorsun!
You're turning old, cold and blue!
Donuk beyin.
Brain freeze.
Korkunç, donuk gözlerini dikmiş bana bakıyordu.
He was staring at me with these horrible glazed eyes.
Koridordaki donuk noktayı fark etmeyeniniz var mı?
Ever notice that cold spot in the hallway?
Hey donuk, hayatının kaçışına hazırlan.
Hey, frosty, get ready for the hotfoot of your life.
Bay Donuk diyorduk sana.
Mr Freeze we called you.
Gözlerindeki donuk bakış, boğazının kesilmiş olduğunu anlatıyordu.
The glazed look in her eyes said her throat had been cut.
Suratlar çok donuk.
The faces, so cold.
Donuk ışın mı? Bodrum katında bundan dört tane var.
Freeze ray. I have got four of those in the basement.
Kamp çok donuk duruyor.
That camp looks cold.
Boğazının kesilmiş olduğunu anlatıyordu.{ Y: i} Gözlerindeki donuk bakış.
The glazed look in her eyes said her throat had been cut.
Results: 338, Time: 0.0434

Top dictionary queries

Turkish - English