DURDU in English translation

stopped
kesin
engel
durak
yeter
artık
son
dur
kes
bırak
durun
stood
tahammül
ayakta
kalın
yanında
geçerli
dur
ayağa
çekil
çekilin
durun
kept
devam
sürekli
durmadan
sessiz
tut
tutun
kalsın
sakla
tutarım
koru
stalled
ahır
oyala
tezgâhı
kabinin
bölmesinde
standına
durdur
tuvalette
oyalan
geciktir
paused
ara
duraklat
durdur
duraksama
mola
ceased
kesin
son
vazgeçmek
kes
durdurun
bırak
durdurmak mı
stayed
kalın
kalıp
kal
dur
durun
çekil
çekilin
ayrılma
kalalım
kalayım
away
uzak
çekip
hemen
uzaktan
ayrı
uzaklaş
gitti
kaldı
buradan
bir kenara
held
bekleyin
sarıl
bir saniye
kalın
tut
bekle
tutun
dur
durun
dayan

Examples of using Durdu in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Erkek arkadaşının turta gibi kokan hayalarından bahsedip durdu.
About her friggin boyfriend's pie balls. And just babbling away.
Zihnim bulanıklaşırken Terry bütün gece yanımda durdu.
Terry stayed with me all night as my mind went into a haze.
Ormanda durdu.
Stalled in the woods.
Araba durdu, ancak bizler ve ölümsüzlüğümüz değil.
Ourselves and immortality."The carriage held but just.
Haziran 1970te tüm Brezilyada hayat durdu.
On 3rd June 1970 the whole of Brazil ground to a halt.
Beyin fonksiyonları durunca kardiyovasküler sistem durdu.
Once her brain function ceased, the cardiovascular system shut down.
Sen benim… Bellek durdu.
You're my… Memory paused.
Beni köleleştirdi ve hep yığınla para kazanacağını söyledi durdu.
He had me slaving away, saying he would make a pile of money.
Ve ormanda durdu.
Stalled in the woods.
Eva beni o halde izlerken ağlamamaya çalışarak güçlü durdu.
Eva stayed strong, tried not to cry out as she watched me go through this.
O gece bana çok yakın durdu.
That night he held me so close.
Trafik tamamen durdu.
The traffic ground to a halt.
Düşmanlıklar durdu.
Hostilities ceased.
Sen benim… Bellek durdu.
Memory paused. You're my.
Motor birdenbire durdu.
The engine stalled out of nowhere.
Bir süre Küçük ellerinde durdu.
For a while That stayed in the small hands.
kaldırıma çarparak durdu.
the vehicle came to a halt.
Düşmanlıklar geçici olarak durdu.
Hostilities temporarily ceased.
Adalet Partisinin yükselişi 14 Ekim 1973 seçimlerinde durdu.
The government ended by the general elections held on 14 October 1973.
O anda bulutlar dağıIdı ve ay ışığı kapladı etrafı. Grace durdu.
Grace paused. the clouds scattered and let the moonlight through. And while she did.
Results: 3122, Time: 0.0495

Top dictionary queries

Turkish - English