GETIRMEK in English translation

to bring
getirmek
götürmek
getirecek
getirebilmek için
sokmak
to get
almaya
var
bulmaya
gitmek
getirmeye
alacağım
ulaşmaya
elde etmek
girmek
yakalamaya
to deliver
teslim etmek
teslim
vermek
vermek için
iletmek için
getirmek
götürmek
dağıtmak için
ulaştırmaya
kurtarmak için
back
geri
arka
tekrar
yeniden
yine
arkadan
sırt
döndü
dönerim
dönüş
to fetch
almaya
getirmeye
alıp götürmeye
çağırması için
gittim

Examples of using Getirmek in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Kim pompa için biraz su getirmek ister?
Who would like to fetch some water for the pump?
Neden buraya getirmek zorundaydın?
Why did you have to bring it here?
Geri getirmek zorundasın.
You have to bring him back.
Getirmek kelimesini tanımlayabilir misin?
Will you define"brought"?
Ona çay getirmek bize, onun özel odalarına giriş hakkı sağlıyor.
Brining tea to him got us the access to his private chambers.
Ama bunu en iyi hale getirmek zorundayım, öyleyse nasıl yaparım.
But I have got to make the best of it so how do I….
Kardeşini getirmek dışında.
Except bring me your brother.
Hastaneye getirmek zorunda kaldık.
We had to bring you to the hospital.
Erkek arkadaşını getirmek istediyse de başımızın üzerinde yeri var.
And if she wanted to bring her boyfriend, so be it.
Beni aradı. Erkek arkadaşını getirmek istiyor, fotoğrafçı mıymış.
She wants to bring her boyfriend, aphotographer or something.
Kıyafetleri getirmek bu kadar uzun sürdüğü için kusura bakmayın.
I'm so sorry it took so long to get you these clothes.
Sadece getirmek bungalov herkes.
You bring just anyone to the bungalow.
Sen de eve kız getirmek mi istiyorsun, Doug?
Do you want to bring some girls home too, Doug?
Bu haberi getirmek zorunda kaldığım için üzgünüm.
Sorry to have to bring you this news.
Büyüyü geri getirmek neden kötü olsun ki?
Why is bringing magic back bad?
Hayır, onu buraya gizlice getirmek bizim için çok zor oldu.
Yes, it was so difficult for us to bring it here sneakily.
Uyumlu hale getirmek en az üç gün sürer.
It's going to take at least three days to make them compatible.
Seni buraya getirmek bir hataydı anlaşılan.
Obviously it was a mistake bringing you.
Şeytanın oğlu, beni buraya getirmek nereden aklına geldiyse artık!
Wasn't the Devil in you when you brought me here?
Kağıtları size sorduğumda getirmek yarım saati… almaz.
When I ask you for the paper don't take half an hour to bring it.
Results: 3598, Time: 0.0715

Top dictionary queries

Turkish - English