Examples of using Hakaret in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Hakaret: Üç mahkumiyet,
Bay McCloon, hakaret etmeden lütfen.
Anladığınızı sanmıyorum. Şu anda mahkemeye hakaret ettiniz.
Billle evliyken çektiğim acılar hakaret miydi? Doğru.
Adalete ve ılımlı insanlara edilen bu hakaret cevapsız kalamaz!
Ben babamdan hakaret yemeye alışkınım, o yüzden sorun olmadı.
Hakaret: 8 gazeteci sanık, 4ü de mahkum.
Ama artik liberaller Noelin hakaret olduguna karar vermis.
Ve hakaret seni bir yere götürmez. Sen bana hakaret dışında bir şey vermedin.
Bu anlık hakaret yılı.
Bir otel hostesine hakaret edilemez olduğunu bilecek kadar uzun süredir buradasın.
Kent ülkemize hizmet etti. Hakaret ediyorsun.
İftira, hakaret.
Hey, ben hariç kimse aileme hakaret edemez.
Ve hakaret seni bir yere götürmez. Sen bana hakaret dışında bir şey vermedin.
Bize hakaret eden biri vardı, titriyordu.
Vay be, resmen hakaret bu.
Hey, ben hariç kimse aileme hakaret edemez.
Bu size beş yüz dolara mal olacak Mahkemeye hakaret!
Kişisel gizliliğin ihlali, hakaret, yalan haber.