HAKIKAT in English translation

truth
gerçek
doğru
hakikat
hak
açıkçası
reality
gerçek
realite
hakikat
aslında
gerçekle
gospel
i̇ncil
hakikat
müjde
bir gospel
fact
aslında
hatta
doğrusu
olgu
aslinda
hakikat
gerçeğini
gerçekle
aslına bakarsan
işin aslı
true
doğru
gerçek
sadık
geçerli
hakiki
of veracity
hakikat
dürüstlüğün
is the true-true
truths
gerçek
doğru
hakikat
hak
açıkçası
facts
aslında
hatta
doğrusu
olgu
aslinda
hakikat
gerçeğini
gerçekle
aslına bakarsan
işin aslı

Examples of using Hakikat in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Hakikat.- Evet, ama konunun özü aynı, değil mi?
Fact. Yeah, but it's the same principle, isn't it?
Zaman hakikat değil, yalnızca mefhum ve mizandır.
But a concept or a measure. Time is not a reality.
Kadimler Konseyi yemin etti. Hakikat bu.
That's the true-true! Prescient Council swear by special order.
İyi de ben hiç hakikat duymadım ki.
Well, I don't hear any facts at all.
İnsan sayısı kadar hakikat vardır.
The truths are as many as people.
Sadakat ve hakikat hakkında sözleri olan şarkı. Alma Mater.
The one with the words about loyal and true. An Alma mater.
Hakikat artık güvenli ve sarsılmaz değil.
Reality is no longer a safe and stable place.
Hakikat iki: Parşömendeki kadın… Benim tanıdığım kadın; benim kız kardeşim.
Is my sister. This woman The woman in the scroll… Fact two.
Dört asil hakikat.
The Four Noble Truths.
Az önce şahit olduklarımızın hakikat olduğuna inanıyor musunuz?
What we have just witnessed, you believe it to be true?
Hakikat iki.
Fact two.
Hakikat, acımasız olabilir.
Reality can be cruel.
Hakikat TVye hoş geldin, sürtük!
Welcome to reality TV, bitch!
Tüm o hakikat gelebilirdi.
All that true could have come.
Ben; parşömendeki kadını ilk gördüğüm anda ağladım. Hakikat bir.
When I first saw the woman in the scroll. I cried Fact one.
Arka tarafta daha bir sürü var.'' Hakikat Hapları'' nın yanında.
I have more in back, right next to the reality pills.
Şimdi onun seksi olduğu hakikat.
Now that is true, she is hot.
Bu agresiflik değil, hakikat!
That is not aggression, that is fact!
Adam, şu an hakikat seni dinler.
Adam, reality will listen to you right now.
Hakikat. Ve malumunuz olduğu üzere, hakikat bazen pek nahoş olabilir.
Reality. And as you know, reality can often be not very pretty.
Results: 1076, Time: 0.0422

Top dictionary queries

Turkish - English