Examples of using Hasar in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Fakat bu çocukların hepsi hayatlarında ciddi ve hasar verici saçmalıklar yaşamış.
İç organlarında hasar olabilir.
Sinirsel arayüze yıllarca bağlı kalmak hasar verici.
Fiziksel muayenesi iç organlarında hasar olabileceğini düşündürdü.
Bir arabaya el koyuyorlar, bu arada hasar veriyorlar.
Görünen fiziksel hasar yok.
Hayır sen sadece ormana hasar veriyordun.
İzinsiz bir araç az önce Thorusa çarptı hasar olasılığı var. Seni uyarmıştım.
Yani, iç organlarında hasar vardı.
Yaz oraya.'' Hastanın iç organlarında hasar bulunmamaktadır.
İfade vermezsen, bu sorun ve hasar yaratır.
Yarım düzine iç organda hasar iç kanama.
Tam tersine, hiçbir hasar bırakmadan tamamıyla ortadan kayboldu.
Hasar için üzgünüm.
Hasar yok, faul de yok.
Hasar ne kadar kötüydü?
Dışarıdaki hasar ne durumda?
Odanızdaki hasar için 2.800 dolar ödedim.
Biz de hasar aldık, efendim!
Bir yanlış anlaşılma sonucu geminizin hasar alsaydı utanç verici bir durum olurdu.