Examples of using Izbe in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ve kabarık. Açıkçası, izbe bir zindanda ne bulsam yerim sanıyordum.
Ortalık karıştığından beri bu izbe kasabada çok karmaşa çıktı.
Ana, hatırlarsın…-… Bigada ben liseye giderken izbe bir bodrum katında oturuyorduk?
Biliyorum, sen lisenin tarihteki en iyi arka koşucu oyuncususun ve elbette izbe yollarda sana rastlamak istemezdim.
Ana, hatırlarsın… Bigada ben liseye giderken izbe bir bodrum katında oturuyorduk?
Sana adamın bana saldırdı diyorum ve sen hâlâ o boktan, izbe otele gidip boş boş oturmamı ve seni beklememi mi söylüyorsun?
Bu izbe kasabaya her türlü yeniliği getiren beni en son ahıra varıncaya dek her yere elektrik getiren,
İzbe bir ev, tek kız çocuğu, zenginlik.
İzbe bir kiralık odada.
İzbe gezegenlerin çekirdekleri eriyik… yüzeyleri ise donuktur.
İzbe gezegenlerin çekirdekleri eriyik… yüzeyleri ise donuktur.
İzbe bir fare deliğinde baronuna öpücükler kondurarak bir yere varamazsın.
Güneşsiz bir dünya. İzbe bir gezegen.
Mahallenin izbeliğiymiş.- İzbelik olduğunu biliyoruz. Sergeiye bir daha oraya gitmesini yasaklamıştım.
Bulabildiğimiz en izbe çiftliği.
Beni bu izbe yerden kurtarır.
Belki oradaki izbe bir dağ kulübesine götürmüşlerdir.
Seni bu izbe yerden götürmeye geldim.
Ufacık izbe bir yerde yaşıyorlar!
Tüm hayatımı bu izbe yerlerden kurtulmak için harcadım ben.