KALMAK in English translation

to stay
kalmak
kalacak
kalıp
kalabilmek için
kalın
durmak
to remain
kalma
kalan
not
değil
yok
sakın
hiç
olmaz
pek
hayır
henüz
etme
bilmiyorum
to keep
tutmak
saklamak
devam etmek
kalmasını
korumak
tutacak
sürekli
etmek
tutabilmek için
sağlamak için
stick
değnek
sadık
dal
baston
sopayı
çubuğu
sopa
kal
sok
yapıştır
here
al
var
işte
şu
burada
geldi
buyur
şuraya
to be
olmak
olmak için
çok
stuck
değnek
sadık
dal
baston
sopayı
çubuğu
sopa
kal
sok
yapıştır

Examples of using Kalmak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Burada kalmak istemiyorum!
I do not want to be here!
Yalnız kalmak istiyor.
He doesn't want to be here.
Takımda kalmak istedim.
I wanted to be a team player.
Kalmak isterseniz… Ve İsa, Gel ve kahvaltı et dedi.
And Jesus said, Come and have breakfast. You wanna stick around.
Temasta kalmak isteyeceğimizi düşündüm… bu yüzden Cyborg
I thought we might want to keep in touch… so Cyborg
Kalmak zorunda değilim.
I don't have to be here.
Çalışan bir telefonsuz kalmak istemezsiniz.
You do not want to be without a working phone.
Bu insanlarla esir kampında kalmak yemek için rekabet etmek anlamına geliyor.
Stuck in a prison camp With these people, You get to be a pretty competitive eater.
Seninle kalmak istiyorum Manuel.
I want to be with you, Manuel.
Kalmak isterseniz… Ve İsa,
You wanna stick around… And Jesus said,
Gear, kalmak istiyor musun?
Gear, do you wanna be here?
Eğer hayatta kalmak istiyorsan, bana yardım etmek zorundasın.
If you want to keep your ass alive… you're gonna have to help me.
Orada karanlığa kalmak istemem.
Not want to be caught there in the darkness.
Böyle ölü bir şehirde kalmak.
Stuck in a dead town like this.
Benimle kalmak istiyor!
She wants to be with me!
Kalabileceğimi söylemiştin. Kalmak'' kısa bir zaman dilimini belirtir.
You said I could stay here. Stay" implies a short period of time.
Eğer hayatta kalmak istiyorsan, arkamızdan gelme.
If you want to keep your life, don't come.
Ama köpeklerden biri en temel sürü kuralını unutmuş görünüyor birlikte kalmak.
But one dog appears to have forgotten the basic pack rule, stick together.
Ünite, kullanmadığın zamanlarda kilitli kalmak zorunda.
Unit must be locked at all times when not using.
Kimse burada kalmak istemiyor.
Nobody wants to be stuck.
Results: 7813, Time: 0.0671

Top dictionary queries

Turkish - English