KAPASITE in English translation

capacity
kapasite
sıfatla
yeteneği
gücü
yetisi
sahip
capability
yeteneği
kapasitesi
özelliği
kabiliyeti
becerisini
gücü
imkanımız
capacitance
kapasitans
kapasite
sığasıdır
kapasitör
capacities
kapasite
sıfatla
yeteneği
gücü
yetisi
sahip

Examples of using Kapasite in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Şu an tam kapasite çalışıyorum.
I'm working at capacity right now.
Arayüz bağlantısı, USB, bir terabaytlık kapasite.
Firewire, USB… a terabyte of storage.
Çünkü sende başkasını sevecek kapasite yok.
Cos you haven't got the capacity to love anyone else.
Bu insanlardaki sürdürülebirlik kapasite eksikliğini farkedeceksinizdir.
You will find that these people lack the capacity for sustained endeavor.
Bay Night bu tesisin tam kapasite çalışmasını istiyorum.
Mr. Night I want this facility running at capacity.
Dünyada yalnızca günlük 1.5 milyon varil kapasite fazlası vardır.
It will have a capacity of 1.65 million barrels per day.
Tehlike varsa, adamım ne yapacağını bilir. Kapasite bu.
That's capacity. If there's any danger, my crewman will know what to do.
Sanırım bugün stat tam kapasite dolu olacak.
Today we expect the stadium to be packed to capacity.
Otobüs tam kapasite doluydu.
The bus was filled to capacity.
Haklıydın Reid. Kulüplerin… tam kapasite olduğu geceleri seçiyorlar.
They're targeting nights that the clubs are at capacity So, Reid, you were right.
Geceyarısı tam kapasite olacak.
We will have full power by midnight.
Oğlumda dünyaya hükmedecek kapasite var.
My son has the potential to rule the world.
Gördüğünüz gibi bu gece tam kapasite doluyuz.
As you can see, we are completely at capacity.
Silah sistemleri tam kapasite.
Weapons systems fully operational.
Daha sonraları İnternet üzerinde yapılan çalışmalar büyük ağ bölümlerindeki kapasite kayıplarının engellenebilmesi için sağlamlık ve dayanıklılık üzerine eğilmek gerekliliğini ortaya koymuştur.
The later work on internetworking did emphasize robustness and survivability, including the capability to withstand losses of large portions of the underlying networks.
Kaçak kapasite, gerilim, sıcaklık
Leakage depends on capacitance, voltage, temperature
Dolayısıyla artık sorunun kaynağını kesin olarak biliyoruz. Polisin kapasite ve yeterliklerinin geliştirilmesine yönelik olarak uzun bir öenri listesi hazırladık.
So now we know exactly where the problems lie, and we have drafted a long list of recommendations to improve their capacities and capabilities.
Bu yıl, satış aşamasında bulunan önemli ölçekteki atıl kapasite nedeniyle Makedonyada endüstriyel büyüme yine düşüş gösteriyor.
This year, Macedonia is recording again a decline in industrial production because of inactive significant capacities which are in the sales phase.
Milyonlarca yıl boyunca sabit kaldıktan sonra beyin boyutu ve zihinsel kapasite neden aniden yükselişe geçti?
Why, after millions of years of flat-lining, did brain size and mental capacities suddenly take off?
insanların gelişmesi için kapasite sağlayarak.
providing capabilities for people to flourish.
Results: 322, Time: 0.032

Top dictionary queries

Turkish - English