CAPACITY in Turkish translation

[kə'pæsiti]
[kə'pæsiti]
kapasite
capacity
capability
capacitance
kapasitesi
capacity
capability
capacitance
sıfatla
adjective
title
yeteneği
talent
skill
ability
gift
aptitude
flair
gücü
power
strength
force
difficult
yetisi
yetis
ability
sahip
have
own
possess
master
massa
dominus
sahib
get
owner
kapasitesini
capacity
capability
capacitance
kapasitesinin
capacity
capability
capacitance
sıfatıyla
adjective
title
yeteneğini
talent
skill
ability
gift
aptitude
flair
yetimi
yetis
ability

Examples of using Capacity in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
In what capacity did you assist David Lee on the Huntley divorce?
Huntley boşanma davasında… David Leeye ne sıfatıyla yardım ettiniz?
Tariq's been questioning Jamal's capacity to lead.
Tariq, Jamalın liderlik yeteneğini sorguluyormuş.
I have lost capacity for all attachment.
Birine bağlanma yetimi kaybettim.
Ken. In what capacity?
Ken. Ne sıfatıyla?
Then he's not developing that capacity. If outside parties are removing them from his life.
Başkaları birilerini onun hayatından çıkarırsa… bu yeteneğini geliştirmiş olmaz.
Did you assist David Lee on the Huntley divorce? In what capacity.
Huntley boşanma davasında… David Leeye ne sıfatıyla yardım ettiniz?
If outside parties are removing them from his life, then he's not developing that capacity.
Başkaları birilerini onun hayatından çıkarırsa… bu yeteneğini geliştirmiş olmaz.
You cannot possibly fathom my capacity to rule.
Benim yönetme kapasitemin derinliğini idrak edemezsin.
And let you know that apparently my capacity for self-sabotage wasn't boundless after all.
Ayrıca kendimi sabote etme kapasitemin o kadar da sınırsız olmadığını bilmeni istedim.
There are some limits to our absorption capacity.
Özümseme kapasitemizin bazı sınırları var.
You will adapt to diminished lung capacity.
Geçecek. Akciğer kapasitenin azalmasına zamanla alışacaksın.
But they knew their capacity to do it was limited.
Ama onlar kapasitelerinin sinirli oldugunuda biliyorlardi.
Use your vocal capacity.
Ses kapasitenizi kullanın.
Permanently doubled my intellectual capacity.
Sok zihinsel kapasitemi kalıcı olarak ikiye katladı.
The building was over capacity, and the bottom three floors collapsed.
Bina kapasitesinden fazla dolmuş ve en alt üç kat çökmüştü.
The preacher, he encourages your capacity for illusion.
Vaiz, sizin kapasitenizi bir ilüzyona yönlendiriyor.
We could expand to ten times this capacity in a month if we wanted to.
İstesek şu anki kapasitemizin on katına kadar çıkabiliriz.
What are your daily product capacity?
Günlük üretim kapasiteniz nedir?
We are years away from nuclear capacity.
Tam nükleer kapasitenin yıllarca uzağındayız.
The stadium capacity is 10,500 people all-seated.
Stadyum, 2.500 kişi kapasitelidir.^'' Pendik.
Results: 1993, Time: 0.0615

Top dictionary queries

English - Turkish