KAYPAK in English translation

slippery
kaygan
kaypak
hilebaz
fickle
dönek
kaypak
değişken
vefasız
kararsız
oynak
hercaidir
gelgeç
kahpe
slider
kaypak
kaydırıcı
kaydıraç
sandviç
falsolu
kaydıracına
shifty
güvenilmez
kaypak
kurnaz
sinsi
sahtekar
hilekar
düzenbaz
elusive
zor
kaypak
anlaşılmaz
yakalanması zor
yakalanamayan
ele geçirilmez
tarifsiz
yakalaması güç
greasy
yağiı
kaygan
kaypak
yağlı
unreliable
güvenilmez
güvenilmez biri
güvenilir
kaypak
güven olmaz
flake
tanesi
pul
parçasının
gevreği
kaypak
pul pul

Examples of using Kaypak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Biraz kaypak, biraz zayıf.
A little shifty, a little weak.
Kaypak evi soymak istiyordu, tamam mı?
Slider wanted to rob the place, okay?
Ama biraz kaypak.
But she's a little unreliable.
Rutledgeın kaypak bıyığını çubuk krakerlerle doldurarak yukarılarda bir yerlerde olduğunu biliyordum.
I knew Rutledge was up there somewhere, filling his greasy beard with pretzel crumbs.
Kaypak'' ile ne demek istiyorsun?
What do you mean,"shifty?
Pekâlâ, Kaypak ön koltukta şekerleme yapıyor.
All right, Slider's napping in the front seat.
Tom çok kaypak.
Tom is very elusive.
Hong-seok. Nerede olduğunu araştırıyoruz… Kaypak herifler.
Hang-seek. We're looking into his whereabouts… This fucker's slippery.
Marunun mürettebatını işe aldığında kaypak amatörler olduklarını düşünmüştüm.
When you recruited the Maru crew I thought they were unreliable, unprofessional.
Sen kaypak, adi bir yalancısın.
You greasy scumbag liar.
Büro tarihindeki en kaypak kaçak;
The most elusive fugitive in the history of the Bureau.
Davacı savcılık, davalı'' Kaypak'' Greg Rasenick?
The State vs. Greg"Slider" Rasenick?
Gözleri epey kaypak bakıyor.
They do look pretty shifty.
Çok kurnaz, çok kaypak bir suçlunun peşindeyim.
Very slippery criminal. and i'm in pursuit of a very cunning.
Ziyaretçi kaydını gördüm, Kaypak.
I saw your log, Slider.
Mesajlarından anlıyorum ki bunlar kaypak Van Fauxnun çalışmaları.
Of the elusive van Faux. I assume from your texts these are the works.
O çocuk kaypak görünüyordu.
That kid looked shifty.
Hadi Kaypak.
Come on, Greasy.
Mesajlarından anlıyorum ki bunlar kaypak Van Fauxnun çalışmaları.
I assume from your texts these are the works of the elusive van Faux.
Wexler. Wexler. Seni kaypak küçük fare.
Wexler?! Wexler? You greasy little rat.
Results: 202, Time: 0.0354

Top dictionary queries

Turkish - English