Examples of using Kaypak in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Biraz kaypak, biraz zayıf.
Kaypak evi soymak istiyordu, tamam mı?
Ama biraz kaypak.
Rutledgeın kaypak bıyığını çubuk krakerlerle doldurarak yukarılarda bir yerlerde olduğunu biliyordum.
Kaypak'' ile ne demek istiyorsun?
Pekâlâ, Kaypak ön koltukta şekerleme yapıyor.
Tom çok kaypak.
Hong-seok. Nerede olduğunu araştırıyoruz… Kaypak herifler.
Marunun mürettebatını işe aldığında kaypak amatörler olduklarını düşünmüştüm.
Sen kaypak, adi bir yalancısın.
Büro tarihindeki en kaypak kaçak;
Davacı savcılık, davalı'' Kaypak'' Greg Rasenick?
Gözleri epey kaypak bakıyor.
Çok kurnaz, çok kaypak bir suçlunun peşindeyim.
Ziyaretçi kaydını gördüm, Kaypak.
Mesajlarından anlıyorum ki bunlar kaypak Van Fauxnun çalışmaları.
O çocuk kaypak görünüyordu.
Hadi Kaypak.
Mesajlarından anlıyorum ki bunlar kaypak Van Fauxnun çalışmaları.
Wexler. Wexler. Seni kaypak küçük fare.