FICKLE in Turkish translation

['fikl]
['fikl]
dönek
quitter
renegade
turncoat
fickle
apostate
rat
quitters
mutable
backsliding
flighty
kaypak
slippery
fickle
slider
shifty
elusive
greasy
unreliable
flake
değişken
variable
erratic
unstable
changeling
volatile
fluid
mercurial
changeable
varying
changing
vefasız
loyalty
kararsız
decide
decision
the verdict
determine
make
judgment
choice
resolution
agreed
judge
oynak
frisky
loose
playful
wobbly
jiggler
volatile
jiggy
fickle
dancing
coquettish
kararsızdır
decide
decision
the verdict
determine
make
judgment
choice
resolution
agreed
judge
kaypaklığında
slippery
fickle
slider
shifty
elusive
greasy
unreliable
flake
hercaidir
gelgeç
capricious
fickle
kahpe

Examples of using Fickle in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You know, this business, it's fickle enough.
Bu işin yeterince vefasız… olduğunu biliyorsun.
Bloody fickle, that one.
Çok kaypak bir kız bu.
I can't follow your fickle little moods all over the place.
Senin küçük dönek hallerini takip edemem.
It may have changed. Well, weather's pretty fickle.
Ama hava epeyce değişken, değişiklikler olmuş olabilir.
These are fickle times, Dick. Positive… spin.
Bunlar oynak zamanlar Dick. -Evet. Pozitif.
I don't mean to hurt you, but my sister's fickle.
Seni üzmek istemem ama kardeşim hercaidir.
It was your fickle finger.
Senin kahpe parmağınmış.
I didn't know that he was so fickle, I loved him.
Bu kadar kararsız olduğunu bilmiyordum, onu sevdim.
Her fickle spirit needs you.
Onun değişken ruhu size ihtiyaç duyuyor.
malicious, fickle and thoughtless.
egoistsin kötüsün, vefasız ve düşüncesizsin.
And potential disloyalty from fickle customers.
Muhtemel sadakatsizliğinden öyle endişeleniyordunuz ki İşyerinizin geleceğinden ve dönek müşterilerin.
To kill you, you fickle man!
Seni öldürmesi için, seni kaypak herif!
The Sarkissians sail on fickle winds.
Sarkissianlar kararsız rüzgârlarda denize açılıyorlar.
Fortune is fickle.
Felekse kahpe.
The atmosphere, the most fickle of forces.
Atmosfer en değişken güçtür.
No. malicious, fickle and thoughtless. You're naive, immature, egocentric.
Hayır. Safsın, olgun değilsin, egoistsin… kötüsün, vefasız ve düşüncesizsin.
Old fun-loving, fickle, Herbie. Old Herbie.
İhtiyar Herbie. İhtiyar çapkın, dönek Herbie.
Darling, men are duplicitous and fickle.
Tatlım, erkekler riyakâr ve kararsızdır.
Be fickle, fortune;
Kararsız olun, servet;
Fickle, and thoughtless. You're naive, immature, egocentric, No.
Hayır. Safsın, olgun değilsin, egoistsin… kötüsün, vefasız ve düşüncesizsin.
Results: 136, Time: 0.0697

Top dictionary queries

English - Turkish