Examples of using Keder in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Dağ dışarıya hastalık, keder ve delilik saçmış.
Bazıları bu aileye bakınca sadece trajedi… ve keder görür.
Bir kere daha Keder Hastalığı olsun.
O keder toplantısına gitmeniz gerek.
Acı, keder, endişe yoktu.
Mutluluk ve keder den farklıdır.
Sıcaklık, acı, keder, yaralanmalar ve benzeri şeyler.
Bunlar ardımızda bıraktığımız anılarımız,… ölüm, keder, kaos.
Bazıları bu aileye bakınca sadece trajedi… ve keder görür.
Bir kere daha Keder Hastalığını yay.
Keder, aşağılanma, dayanılır gibi değildi.
Biraz keder, biraz öfke, Biraz inkar… Aslında böyle hissetmen normal.
Keder yok yalnızca aşk var.
Eksiklikler, ızdırap, keder, ölüm.
ıstırap ve keder doluydu.
Ve keder de onları birbirlerine yakınlaştırmış gibiydi.
Rus şarkıları keder için diğerlerinden çok daha fazla uyumlu oluyor!
Gel buraya ey keder.
Derler ki bir cesedi gömdüğünde keder süreci başlar.
Yeryüzü, göz alabildiğine terkedilmiş… ve keder doludur.