Examples of using Kibir in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Eğer kibir bulutları yönlerini değiştirmezlerse, evet.
Kibir. Açgözlülük.- Neler oluyor?
Kibir, kapanlarını benim için gizledi ve yoluma tuzaklar kurdu.
Pekâlâ, onun bu kibir saçmalıklarını çekemeyeceğim.
Hayır, bu kibir değil, özgüven.
Dün akşamki kibir fırtınası binlerce insanı evsiz bıraktı.
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin.
Kibir. Açgözlülük.- Neler oluyor?
Kibir, kapanlarını benim için gizledi
Pekâlâ, onun bu kibir saçmalıklarını çekemeyeceğim.
Kibir Joe Six-Packı cezbetmez.
Kibir. Açgözlülük.- Neler oluyor?
Kötü bir yönetimin ardında daima kibir ve ihmal yatar.
O gördüğün kir değil, kibir!
Dudaklarım doğal seni kibir manyağı!
Kibir. Açgözlülük.- Neler oluyor?
Dinle. Belki bu delicesine kibir ona ihanet edebilir.
Kışkırtılması kolay, kandırılması kolay. Kibir.
Bencillik ve kibir.
Sadece küstahlık ve kibir.