KIBIR in English translation

arrogance
kibir
küstahlık
büyüklendikçe büyüklendiler
büyük ukalalık
bir gurur
vanity
kibir
gösteriş
makyaj
gururunu
boş
abes
pride
gurur
kibir
onur
sürüyü
hubris
kibir
gururun
conceit
kibir
kendini beğenmişliğinizi başkalarının hislerini hiçe sayan
kendini beğenmişlik
arrogant
küstah
kibirli
kendini beğenmiş
ukala
böbürlenenler
büyüklük taslayanlara
ululananları
mütekebbir
proud
gurur
mağrur
onur
gururlandırdın
kibirli
smug
kendini beğenmiş
kibirli
ukala
upstage
kibir
gölgede
arkası
sahnenin
cocky
ukala
kendini beğenmiş
kibirli
havaya
kendinden emin

Examples of using Kibir in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Eğer kibir bulutları yönlerini değiştirmezlerse, evet.
If the smug clouds remain the way they are, yes.
Kibir. Açgözlülük.- Neler oluyor?
Hubris. Greed.- What is happening?
Kibir, kapanlarını benim için gizledi ve yoluma tuzaklar kurdu.
And set a trap along my path. The arrogant have hidden snares for me.
Pekâlâ, onun bu kibir saçmalıklarını çekemeyeceğim.
Upstage malarkey from her. Well, I wouldn't take any of that.
Hayır, bu kibir değil, özgüven.
No, not cocky, confident.
Dün akşamki kibir fırtınası binlerce insanı evsiz bıraktı.
Last night's smug storm… has left thousands homeless.
JULIET Kibir, maddenin bir deyişle çok daha zengin.
JULlET Conceit, more rich in matter than in words.
Kibir. Açgözlülük.- Neler oluyor?
What is happening? Greed.- Hubris.
Kibir, kapanlarını benim için gizledi
The arrogant have hidden snares for me
Pekâlâ, onun bu kibir saçmalıklarını çekemeyeceğim.
Of that upstage malarkey from her. Well, I wouldn't take any.
Kibir Joe Six-Packı cezbetmez.
Cocky doesn't appeal to Joe Six-Pack.
Kibir. Açgözlülük.- Neler oluyor?
Hubris.- What is happening? Greed?
Kötü bir yönetimin ardında daima kibir ve ihmal yatar.
There is always conceit and negligence behind misconduct.
O gördüğün kir değil, kibir!
That isn't smog, it's smug!
Dudaklarım doğal seni kibir manyağı!
These lips are mine…-… you arrogant gasbag!
Kibir. Açgözlülük.- Neler oluyor?
Greed.- What is happening?- Hubris.
Dinle. Belki bu delicesine kibir ona ihanet edebilir.
Listen. His insane conceit may betray him.
Kışkırtılması kolay, kandırılması kolay. Kibir.
Easy to taunt, easy to trick. Hubris.
Bencillik ve kibir.
Self-absorption and conceit.
Sadece küstahlık ve kibir.
Only arrogance and hubris.
Results: 662, Time: 0.0365

Top dictionary queries

Turkish - English