KURDULAR in English translation

formed
şekil
biçim
tür
oluşturun
şekli
established
kurmak
kurulmasına
oluştur
sapta
kılanları
kurmalıyız
kurmayı
kılarlarsa
kurman
yerleştirirsiniz
built
inşa
kurmak
yapmak
yapı
inşaa
bina
oluşturun
set up
hazır
ayarlayın
tuzak
kurdu
ayarla
hazırla
kurulmuş
kurun
ayarlandı
oluşturdu
founded
buldu
bulundu
bulunan
bulan
bulamadı
buldukları
started
başlayın
başlamak
başlangıç
başlar
installed
kurmama
to make
yapmak
sağlamaya
daha
kazanmak
edinmek
yaratmak
kurmaya
kılmak için
göstermeye
yapımında
form
şekil
biçim
tür
oluşturun
şekli
forming
şekil
biçim
tür
oluşturun
şekli

Examples of using Kurdular in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Hayattan Bıkan Gençler İntihar Kulübü Kurdular.
Youths, Weary of Life, Form Suicide Club.
Burada uyandılar ve Yeni Cenneti kurdular.
They awoke here and founded New Eden.
Böylece, Maki ve Soula bir köy kurdular. Köyleri büyüdükçe büyüdü.
Thus, Maki and Soula built a village… that grew… and grew.
Ne kurdular? Aklımda… onu kurdular.
In my mind… they installed it. Installed what?
Burada uyandilar ve Yeni Cenneti kurdular.
They awoke here and founded New Eden.
Cruiseun evine TV sistemleri kurdular.
Installed all the audiovisual stuff in Cruise's home.
Kendi ütopik topluluklarını kurdular ve çeşitli deneyleri gerçekleştirmeye çalıştılar.
They set up their own utopian society and they were Trying to carry out these various experiments.
Pittsfiledde sendika kurdular, ve hepimiz daha sonra Pittsfiledsa ne olduğunu biliyoruz.
They unionized in Pittsfield, and we all know what happened in Pittsfield..
Bir grup kurdular. Dilekçe verdiler
They formed an organization, handed in a petition,
Orada yuva kurdular ve hiç dönmediler.
They set up home there, and never returned.
Kampı onun etrafında kurdular ama meşe ağacına dokunmadılar.
They built the camp around it but left the oak intact.
Yollara barikat kurdular ama şüpheli önden başladı.
They set up roadblocks, but the unsub has a head start.
Yeniden yakında kamp kurdular, bütün kabile.
They set up camp yonder again, a whole tribe of them.
Gerçek bir hükümet kurdular, anayasamızı onlardan aldık.
They formed a true government, our constitution borrowed from them.
Yaşam Hakkı kurulunu kurdular ve kardinalle Kilise bunu geri püskürttü.
They set up the Right to Life committee, and the cardinal and the church pushed back vigorously.
Barikatları kurdular. ve William sokağına.
And they have set up barricades on William Street.
Bir bakıcılık işi kurdular, değil mi?
They started that babysitting business, right?
Ana üs kurdular. 2 gün sonra.
Two days after, they would set up a base camp.
Fikri nasıl kurdular, Stephen? Hatırlayabiliyor musun.
How they installed the idea, Stephen?- Can you remember.
Fikri nasıl kurdular, Stephen? Hatırlayabiliyor musun?
Can you remember how they installed the idea, Stephen?
Results: 343, Time: 0.0577

Top dictionary queries

Turkish - English