KUTSAL in English translation

holy
kutsal
yüce
aziz
mukaddes
ulu
mübarek
hass
kutsanmış
sacred
kutsal
haram
mukaddes
haramdan
hürmetli
divine
kutsal
yüce
harika
tanrı
ilahi
ulvi
ilahidir
heavenly
cennet
kutsal
yüce
göksel
ilahi
eşsiz
gökteki
tanrısal
semavi
celestial
gök
kutsal
semavi
gökyüzü
yıldız
ilahi
solemn
kutsal
ciddi
vakur
mukaddes
kesin
resmi
heybetli
ağırbaşlı
sağlam bir teminat
olanca gücüyle
blessed
tanrı
korusun
kutsasın
razı olsun
kutsansın
hallowed
tesbih
kutsal
tenzih et
kutsamak
holiest
kutsal
yüce
aziz
mukaddes
ulu
mübarek
hass
kutsanmış
holier
kutsal
yüce
aziz
mukaddes
ulu
mübarek
hass
kutsanmış

Examples of using Kutsal in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Muhafızlar kutsal ve dokunulmazlar.
The guards are sacred and inviolable.
Yani onu kutsal ateşten bir kafese hapsedeceğiz.
So we trap him in a steel cage of holy fire.
Ama ben kutsal Katolik Kilisesinin bir görevlisiyim.
But I'm an agent of the Holy Catholic Church.
Direnişçiler Kutsal Haç kilisesini ele geçirdi.
The insurgents have taken the Saint Cross church.
Sınıf tarihi kutsal şarabı çalmak mı?
This is 8th-grade history. Stealing the sacramental wine?
Kutsal şekeri yedin.
You have eaten the consecrated sugar.
Ne, Kutsal Babamız?
What, Your Holiness?
Dinleyenler kutsal!
The hearers are holy!
Kutsal Babamız, nasıl öğrendiniz?
Your Holiness, how did you find out?
Kutsal Babamız, hakkımda başka ne biliyorsunuz?
Your Holiness, what else do you know about me?
Kutsal babamız sanat,
Our father Art,
Hepsi bu değil, Kutsal Babamız, siz Kilisesiniz.
That's not all. Your Holiness, you are the Church.
Kutsal Tesadüfi.
Sacramental*-* Accidental.
Senin için hiç kutsal birşey yok, değil mi, Harry?
Nothing's sacred with you, is it, Harry?
Bireysel raflarımızdaki her şeyin kutsal olduğunu söylememe gerek yok.
I don't need to tell you, everything on our individual shelves is sacrosanct.
Çocuk, kilise bahçesindeki kutsal yerde yatıyor. Ruhu orada değil.
The boy is lying up in the churchyard in consecrated ground.
Kutsal, kadim bir tören yapıyoruz Abraham ile tanrı arasındaki anlaşmayı sembolize ediyoruz.
A sacred, ancient ceremony symbolizing the covenant between God and Abraham.
Evliliğimizdeki kutsal olan her şeye ihanet etmiş olurum.
That would be a betrayal of everything that's sacred in our marriage.
Bu kutsal güvenlik duvarı tarar
This sacramental firewall scans for
Kutsal hayvan o.
They're sacred.
Results: 17836, Time: 0.0479

Top dictionary queries

Turkish - English