MAĞARA in English translation

cave
mağara
cavern
mağara
oyuğu
den
mağara
inine
yuvası
sığınağı
yatağında
odası
batakhane
grotto
mağara
yeraltı odasını
caveman
mağara adamı
mağara adamını
encino
mağara
gururla sunarim encino
gururla sunarım encino
neanderthal
neandertal
ilkel
mağara adamı
mağara adamına
caves
mağara
caverns
mağara
oyuğu
caving
mağara
cavemen
mağara adamı
mağara adamını

Examples of using Mağara in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Mağara. Alan Sugarın olduğu program.
That show with Alan Sugar on. The Den.
Bu mağara bir tür karantina özelliği görüyor olmalı.
This cavern must act like a containment bottle.
Fakat, bunun gibi çok mağara yok, o yüzden burası oldukça kalabalık.
But there aren't many caves like it, so it's intensely crowded.
Bu saçmalık mağara gibi.
That shit look like the Grotto.
olduğunu bilmiyorsun, değil mi Mağara Adamı?
right, Encino Man? I,?
Mağara ve dikilitaşlar aslında birer mezar.
Those caverns and monoliths are gravestones.
Mağara. Alan Sugarın olduğu program.
The Den. That show with Alan Sugar on.
Bu mağara bir tür karantina özelliği görüyor olmalı.
Like a containment bottle. This cavern must act.
Tatlı çevir mağara.
Sherbert invert grotto.
Ve aynı zamanda Avrupa daki atalarımızı da kapsıyoruz-- Mağara adamı şeklinde.
And we also cover our ancestors in Europe in the form of the Neanderthal man.
Bay Faulkner, Pakistanda milyonlarca mağara var.
Of caves in Pakistan.- Mr. Faulkner, there are millions.
Çünkü çıktığı ilk mağara turunda, birisi yaralanmıştı.
Because on her first caving expedition, someone got hurt.
Snyder bir mağara bulduğunu söyledi.
Snyder said you found a cavern.
Tamam, mağara sistemine burada bir yerde varmış olmalıyız.
Okay, you should give the caverns here somewhere.
Kanayan Mağara.
It's a Bleeder Den.
Beni dinleyin. Geçen mavi ay sırasında, kenara biraz mağara suyu ayırmıştım.
I saved enough grotto water from the last blue moon for just such an occasion.
Ama burada hiç mağara yok. Genellikle mağara.
But we don't even have any caves around here. Caves, typically.
Mağara arkadaşlarının yanına git yoksa bir balgam da suratına fırlatacağım.
You better go back over to your cavemen friends before I hawk another one in your face.
Mağara ekipmanı kiralan adam, Fuchsun dükkâna yalnız geldiğini söylüyor.
The guy who rents out caving gear says Fuchs came alone to his shop.
Mağara muhtemelen bir lav katmanından oluşmuş.
The cavern was probably formed by a lava bubble.
Results: 2091, Time: 0.034

Top dictionary queries

Turkish - English