MAHRUM in English translation

deprive
mahrum
bıraksın
yoksun
deny
inkâr
mahrum
yalan
yalanlayan
reddet
nankörlük mü ediyorlar
devoid
yoksun
mahrum
boşa
hiç
cut
kesik
kesin
pay
kesip
kesilmiş
keser
kes
kesim
kesen
keselim
rob
soymak
soygun
soyalım
absolved of
deprived
mahrum
bıraksın
yoksun
denying
inkâr
mahrum
yalan
yalanlayan
reddet
nankörlük mü ediyorlar
denied
inkâr
mahrum
yalan
yalanlayan
reddet
nankörlük mü ediyorlar
depriving
mahrum
bıraksın
yoksun

Examples of using Mahrum in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bizi ondan, onu bizden mahrum ediyorsun.
You are denying us him and him us.
Kocamı ikinci bir şanstan mahrum bırakamazdım.
I couldn't deny my husband a second chance.
Eğer bize hediye almak isterlerse onları bu zevkten mahrum bırakamayız.
If someone wants to give us a present, we can't deprive them of that joy.
Burada yaşayarak mahrum edildiği şey budur.
That is what he has been denied living here.
Onları sizin bir gösterinizden mahrum bırakırsam beni asla affetmezler.
If I deprived them Of your performance.
Bizi ondan, onu bizden mahrum ediyorsun.
And you're denying us him and him us.
Seni bu zevkten mahrum bırakacağım.
I will deny you that pleasure.
Onu bu zevkten mahrum etmeni anlayışla karşılayacaktır.
I'm sure he will understand your depriving him of that pleasure.
Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz!
Aye! it is we who are deprived!
Ahh… Bu minik zevkten mahrum bırakılmayı reddediyorum.
I refuse to be denied this one small pleasure. Aw.
Bir Katoliği bundan mahrum edemezsin.
You can't deny a Catholic that.
Kimse bizi bunlardan mahrum bırakamaz.
And no one can deprive us of them.
Gelecek nesli bir sanat eserinden mahrum etmek de cabası.
Not to mention depriving future generations of a work of art.
Hayır dediler, biz mahrum olup gitmişiz!
No, it is we who have been deprived!
Sizinle tanışmanın zevkinden neredeyse mahrum bırakılacağımı düşününce.
And to think I was almost denied the pleasure of meeting you.
Onu, benden mahrum bırakamazsın.
You mustn't deny him to me.
Bizi boğmak hakkın yok, Ya bizim kitapların bizi mahrum.
Or deprive us of our books. You have no right to strangle us.
Aumea yine bizi mahrum ediyorsun.
Aumea, again you're depriving us.
Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz!
No, it is we who have been deprived!
Bu minik zevkten mahrum bırakılmayı reddediyorum.
I refuse to be denied this one small pleasure.
Results: 300, Time: 0.0347

Top dictionary queries

Turkish - English