Examples of using Saati in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ailemin belirli yemek saati yoktu.
Kocamın iki tane saati var, biraz da nakit.
Sanborn, bunun saati var. Kahretsin.
Larry Goodwin. Neden bu kadar çok saati var?
Kravat, fular, fötr şapka… ve kol saati.
Saati durdur.
Pek çok insanın saati vardır Harry.
Gerçekten güzel bir yumurta saati aldım.
Babamın dört saati var.
Tarif et.- Ne?- Saati.
Kocamın iki tane saati var.
Tarif et.- Ne?- Saati.
Tarif et.- Ne?- Saati.
Tarif et.- Ne?- Saati.
Tarif et.- Ne?- Saati.
Saati 100 dolar.
Kendi saati varsa neden Bayan Portera soruyor ki?
Saati sorduğunda göz ucuyla güneşe baktığını hatırlıyorum.
Saati sormak suç mu yani?
Şu an çalışma saati değil neden onu rahat bırakmıyorsun?