Examples of using Solan in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Seni seviyorum, Solan.
Yolda tümsekler, açıp solan çiçekler.
Sen bu solan ota gül ağacı mı diyorsun?
Anthony Solan isimli bir adamdan geliyor.
Solan çiçekleri niye koparırız, biliyor musun?
Solan ağaç Aşk.
Diyorlar ki; Eğer solan çiçeklere iltifat edip onları okşarsan iyileşiyorlarmış.
Solan ağaç.
Solan kalp için.
Solan kalpler için.
Beyaz akasya, solan çiçek….
Solan-- tek oğlum-- birisi onun zamanının geldiğine karar verdi,
kırmızı dünya solan gök, solan yer, yeşil köksüz otlar.
Solan öldüğü zaman tam olarak hissedeceği şey de bu… bıçaklanmış, kalbinden bıçaklanmış.
Hilal ay, kırmızı dünya, solan gök, solan yer, yeşil köksüz otlar, yakında.
Ve onun hizmetkârı olarak yeniden doğsun. Işığı solan annen, daha yüce bir diyarda Raonun ışığını bulsun.
Onu yavaşça bulunduğu yerden çıkardı ve… kan kırmızısı güneşlerin solan ışığı altında ona baktı.
Burada yaşamaya devam edeceksin solan ağaçların altında, ıstırabına mahkûm kalarak bütün dünya değişene dek
Yıl sonra solan hatıralar dışında ve David, tüm detayları hatırlayamayabilir.
Tarlada solan bir gül gibi, seçilmiş biriyim.