DYING in Turkish translation

['daiiŋ]
['daiiŋ]
ölmek
to die
death
dead
killed
ölüyor
dying
dead
get killed
dyin
are starving
ölen
d
died
ölüm
death
dying
mortality
ölürken
die
when
in death
ölümü
dead
death
die
deceased
ölüyor mu
dying
is he dying
ölümüne
to death
die
dead
demise
killed
ölmekten
to die
death
dead
killed
ölmekte
to die
death
dead
killed
ölmeye
to die
death
dead
killed
ölümden
dead
death
die
deceased
ölüme
dead
death
die
deceased
ölümünü
death
dying
mortality
ölümle
dead
death
die
deceased

Examples of using Dying in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But what happens to us then? Dying?
Ölüyor mu? Ama o zaman bizlere ne olacak?
Beck! against the dying of the light. Rage, rage!
Öfke, öfke… ışığın ölümüne karşı. Beck!
I mean, everyone daydreams about dying.
Demek istediğim herkes ölümle ilgili hayal kurar.
Stop talking about dying.
Ölümden bahsedip durma!
Feeling suns dying.
Güneşlerin ölümünü hissediyorum.
I thought to run but I could not find it within me to leave Master Po dying.
Kaçmayı düşündüm ama yüreğimde Usta Poyu ölüme terk etmek yoktu.
Dying? Can anything be done for him?
Ölüyor mu? Onun için bir şey yapılabilir mi?
Rage, rage… against the dying of the light. Help, Beck!
Öfke, öfke… isigin ölümüne karsi. Beck!
You shouldn't joke so much about dying.
Ölümle ilgili bu kadar çok şaka yapmamalısın.
But not kids who talk about… you know, dying.
Ama ölümden bahseden bir çocukla, hiç tanışmamıştım.
Everyone is always writing about their grandmothers dying.
Herkes büyükannesinin ölümünü… sarsıcı olduğu için değil, A+yı garantilediği için yazar.
I think it was a kind of bond, against… dying.
Sanırım bu onları birbirlerine kenetliyordu,… ölüme karşı.
I now declare this hair transplant officially over! Carter's dying?!
Carter ölüyor mu? Saç ekme işleminin resmen sona erdiğini ilan ediyorum!
Beck! against the dying of the light. Rage, rage.
Beck! Öfke, öfke… ışığın ölümüne karşı.
What do you know about dying, sweetie?
Ölümle ilgili ne biliyorsun tatlım?
Your prayers are stopping me from dying. You pray and pray.
Duaların beni ölümden uzak tutacak Dua et.
Everything dying. The whole of creation was falling apart.
Her şeyin ölümünü. Tüm yaratılış paramparça oluyordu.
Somebody sold you on the idea that dying for a cause is all so romantic.
Birinin seni bir amaç uğrunda ölüme satması oh ne romantik.
Carter's dying?! I now declare this hair transplant officially over!
Carter ölüyor mu? Saç ekme işleminin resmen sona erdiğini ilan ediyorum!
Rage, rage… against the dying of the light. Help, Beck!
Öfke, öfke… ışığın ölümüne karşı. Beck!
Results: 7735, Time: 0.0987

Top dictionary queries

English - Turkish