Examples of using Soluk in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Soluk sahil farelerinin nesli tükendi.
Soluk alışını duyuyorum.
Soluk dümdüz.
Nabız 190. Soluk yavaşlıyor.
Çok eski, bölünmüş, soluk.
Bay McCain daha soluk duruyor. Haydi.
O soluk mülayimliğinin arkasına saklanıyordu.
Soluk alır almaz seni sallamaya devam edeceğim.
Nabız 190. Soluk yavaşlıyor.
Yani, bazen görüyorum… ama bunlar çok dünyevi, çok soluk.
Benim için yavaş ve derin soluk almanı istiyorum.
Bay McCain daha soluk duruyor.
Benim tek genetik mirasım soluk tenim ve neşeli kişiliğim.
Azalan soluk sesi sağ tarafta daha yankılı. Hava vereceğim.
Soluk düz. 2 derece sola. 10 soluk ileri.
Yani, bazen görüyorum ama bunlar çok dünyevi, çok soluk.
Renkler daha soluk.
Üzerini örtmezsen o soluk tenin cayır cayır yanacak.
Biri soluk bile alamadan öldü diğerini de Constance çaldı.
Bacanak, 8 soluk dümdüz.