Examples of using Soluyor in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Arkadaş alev soluyor dostum.
Benden ayrı olduğun zaman, bedenin soluyor. Evet.
Benden ayrı olduğun zaman, bedenin soluyor. Evet.
Bu tüneller nefret soluyor.
Zaman geçiyor ve çiçekler soluyor.
Açan çiceklerim soluyor.
Vücudum sanki soluyor ve kararıyor gibi.
Vergi dairesi ensemde soluyor. Sanki Bobby Finstocka bir garezi varmış gibi.
Dümdüz giderken uranyumu soluyor. Sanki bir mum gibi.
Vergi Dairesindeki domuzlar ensemde soluyor ve paraya acil ihtiyacım var.
Bizim havamızı da soluyor.- Evet.
Bizim havamızı da soluyor.- Evet.
Başkanın ofisi boynumu soluyor! Ölü… öldü!
Sağlığı soluyor!
Soluyor. Tüm güzel şeylere olduğu gibi.
Aþkýný soluyor, hepsini içime çekiyorum.
Sorunsuz soluyor. Görüyor musun göğsü hareket ediyor?
Piskopos ensemizde soluyor.
Bahçedeki bir çiçek soluyor.
Hayır, dostum, soluyor.