TUTMA in English translation

to keep
tutmak
saklamak
devam etmek
kalmasını
korumak
tutacak
sürekli
etmek
tutabilmek için
sağlamak için
holding
bekleyin
sarıl
bir saniye
kalın
tut
bekle
tutun
dur
durun
dayan
retention
tutma
belleği temizlenmemiş
alıkoyma
retansiyon
hiring
tutmak
tutar
kiralamak
işe
kiralık
tutayım
almak
do not grab
tutma
to retain
korudu
tutmak
kalmasını
muhafaza etmek
elinde tutacağı
grappling
kanca
boğuşurken
kancayı
bir çengel
hold
bekleyin
sarıl
bir saniye
kalın
tut
bekle
tutun
dur
durun
dayan
held
bekleyin
sarıl
bir saniye
kalın
tut
bekle
tutun
dur
durun
dayan
holds
bekleyin
sarıl
bir saniye
kalın
tut
bekle
tutun
dur
durun
dayan
hired
tutmak
tutar
kiralamak
işe
kiralık
tutayım
almak

Examples of using Tutma in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Benim seni tutma sebebim tek şey içindi, bir tek şey için.
I hired you for one reason, and one reason only.
Merkez tutma. Geri sayım.
Counting down. The center holds.
Karaya ulaşana dek sizi kamaranızda tutma nezaketini göstereceğim.
I shall show you the courtesy of holding you in your cabin until we reach land.
Benim seni tutma sebebim tek şey içindi.
I hired you for one reason, and one reason only.
Dikkat çekme, yüzden tutma, beslenmede manipülasyon uygulandı.
Used the attention grasp, facial hold, dietary manipulation.
Merkez tutma.
The center holds.
Tutma beni.
Hold me back.
Henrikin seni tutma sebebini anlamıyorum. Mari 32018.
I do not understand why Henrik hired you. Mari 32018.
Merkez tutma.
The centre holds.
Normal gözüksün diye ona minyatür golf skor tutma kalemi kullandırayım.
Let him hold a miniature golf scoring pencil to make them look normal.
Senin dudakların bundan dolayı tutma halke halke.
Your lips so haike haike Hold me haike.
Gayri meşru bir arısınız, değil mi? Tutma beni!
Hold me back! You're an illegitimate bee, aren't you,!
Onları böyle tutma.
Hold it like this.
Yüz tutma.
Facial hold.
Aklında tut. Dayanabileceğine emin değilsen sakın tutma.
Remember it. But don't ever grab unless you're sure you can hold on.
Birini kederliyken söylediklerinden sorumlu tutma.
Hold no man responsible.
Saçma, mükemmel. Ambar, tutma.
Hold.- Nonsense, it's perfect.
Saçma, mükemmel. Ambar, tutma.
Nonsense, it's perfect. Hold.
Lütfen beni tutma.
Please don't grab me.
Yvonne, beni öyle tutma.
Yvonne, don't grab at me like that.
Results: 601, Time: 0.0566

Top dictionary queries

Turkish - English