YOLLAR in English translation

roads
trafik
yolu
yol
caddesi
yolculuk
ways
böyle
mümkün
öyle
yolu
taraftan
şekilde
bir yol
imkanı
yöne
şekli
paths
patika
yolu
yol
rotasını
sends
yollayın
göndermek
yollamak
gönderir misin
routes
karayolu
yolu
rotayı
güzergahı
rota
yol
giden
pathways
yolu
patikanın
yolağı
bir yol
trails
iz
patika
takip
yolu
yol
peşine
arkasında
çerez
avenues
bulvar
caddesi
cadde
yolu
sokağı
highways
otoyol
otoban
anayol
karayolu
yolu
yol
bir karayoludur
tracks
takip
pist
parça
ray
atletizm
koşu
izini
yolu
bul
izle
out there

Examples of using Yollar in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Amerikan Cezai Sistemi en kötülerini bana yollar.
The United States penal system sends me the worst of the worst.
O da olmazsa, başka yollar var.
And if that doesn't work, there's other ways.
Tüm yollar ve istasyonlar sıkı gözetim altında.
All the highways and stations here must be under strict surveillance.
Yollar kontrol edin.
Check the trails.
Yeni yollar çizebilirim.
I can make new tracks.
Ne tür bir kahraman çatışmalarında savaşması için çocukları yollar?
What kind of hero sends children to fight his battles?
Felicia, başka şanşlar da var-- yasal yollar.
Felicia, there are options.- Legal avenues.
Filipinliler Basketbol Potası Yapmak İçin Dahiyane Yollar Bulmakta.
Filipinos Find Ingenious Ways to Build Their Own Basketball Hoops· Global Voices.
Yollar bu seferkinden daha kaygan olacak.
Than it is out there at this time.
Yardımcı yollar kullanımda.
Auxiliary tracks in use.
Mega yollar. Mega siteler.
Mega highways. Mega blocks.
Düzgün yollar varmış.
They had smooth trails.
Bazen çukur bir şeyleri geri yollar.
Sometimes the pit sends something back.
Ben… Ben aslında olası başka yollar üzerinde düşünüyordum.
I have actually been thinking about some other possible avenues.
şiddetin kökünü kurutmak için yeni yollar kurabiliriz.
we can pioneer new ways to eradicate violence.
Sokaklar ve yollar onların sınırları.
The streets and lanes are their borders.
Dikkatli sür, yollar buzlu. Kusura bakma.
Careful driving-- it's icy out there. Sorry.
Yollar bir kilometre doğuda birleşiyor. Gerçekten yardımcı.
Trails converge about a mile up to east. Real helpful.
Yollar ve köprüler sadece para kazanmak için.
Highways and bridges are only about money.
barınaklar ve yollar.
shelters and tracks.
Results: 2449, Time: 0.0527

Top dictionary queries

Turkish - English