Examples of using Zekice in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Yaptığım soygunların hep zekice, kurbansız olduğunu düşünmüşümdür.
Çok zekice! Bunu kim akıl etti?
Çok zekice.- Onunla tanışmalısın.
Zekice tasarlanmış kendi sanal dünyam.
Çok zekice. -Burada kimse yok sanmıştım.
Bana bir yetişkin olarak güveniyorlar ve zekice kararlarıma güveniyorlar.
Çok zekice, Macro.
İnsan doğasını bu kadar zekice gözlemleyen birinin, bu barda sıkışıp kalması çok yazık.
Cevap çok zekice ve basitti.
Bu çok zekice, Ron.
Zekice, değil mi? Benim orgazmım.
Neye? Zekice olduğunu düşünmüyorlar?
İlk başta, hipnotizmayla kendisini öldürtmenin zekice olduğunu düşündüm.
Tamam, iyi, bu pek zekice değil.
Yanımda bir şifacı bulundurmanın zekice olacağını düşündüm.
Zekice bir fikrin var mı?
Zekice bir soruydu.
Zekice bir hareket yapmışsın avukat.
Bu çok zekice bir gözlem.
Zekice bir plan, Majesteleri.