ZEKICE in English translation

clever
zeki
becerikli
kurnaz
akıllı
akilli
smart
zeki
şık
kurnaz
akıllı
akilli
zeka
ukala
brilliant
harika
zeki
parlak
muhteşem
mükemmel
müthiş
dahice
akıllı
dahiyane
harikulade
intelligent
zeki
akıllı
zeka
akilli
subtle
ince
kurnaz
zarif
hafif
hoş
zeki
incelikli
ingenious
zeki
becerikli
usta
dahice
dahiyane
yaratıcı
maharetli
mahirane
wise
bilge
zeki
akil
akıl
hakimdir
hikmet sahibidir
ukala
genius
deha
bir dahi
dâhi
zeki
dâhice
dâhiyane
zeka
witty
zeki
komik
hazırcevap
nüktedan
esprili
akıllı
nükteli
espritüel
şakacıdır
elegant
zarif
şık
seçkin
güzel
mükemmel
kibar
hoş
zekice

Examples of using Zekice in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yaptığım soygunların hep zekice, kurbansız olduğunu düşünmüşümdür.
I have always thought of my heists as… Elegant. Victimless.
Çok zekice! Bunu kim akıl etti?
Who thought of that? That's genius.
Çok zekice.- Onunla tanışmalısın.
Very witty. You should meet her.
Zekice tasarlanmış kendi sanal dünyam.
A virtual world of my own ingenious design.
Çok zekice. -Burada kimse yok sanmıştım.
Very subtle. I didn't think anybody was back here.
Bana bir yetişkin olarak güveniyorlar ve zekice kararlarıma güveniyorlar.
They respect me as an adult, and they trust my wise decisions.
Çok zekice, Macro.
It's bright, Macro.
İnsan doğasını bu kadar zekice gözlemleyen birinin, bu barda sıkışıp kalması çok yazık.
A shame such an astute observer of human nature is stuck behind a bar.
Cevap çok zekice ve basitti.
The answer was so elegant and simple.
Bu çok zekice, Ron.
That's very perceptive, Ron.
Zekice, değil mi? Benim orgazmım.
It's genius, right? My orgasm.
Neye? Zekice olduğunu düşünmüyorlar?
They don't think it's witty. With what?
İlk başta, hipnotizmayla kendisini öldürtmenin zekice olduğunu düşündüm.
At first, I thought it was ingenious, having him commit suicide via hypnosis.
Tamam, iyi, bu pek zekice değil.
All right, fine, so it's not exactly subtle.
Yanımda bir şifacı bulundurmanın zekice olacağını düşündüm.
I think it would be wise to have a healer along.
Zekice bir fikrin var mı?
Any bright ideas?
Zekice bir soruydu.
Astute question.
Zekice bir hareket yapmışsın avukat.
Shrewd move, Counselor.
Bu çok zekice bir gözlem.
That's a very perceptive observation.
Zekice bir plan, Majesteleri.
A genius plan, Your Majesty.
Results: 3557, Time: 0.057

Top dictionary queries

Turkish - English