ZIYADE in English translation

rather
oldukça
yerine
daha
ziyade
biraz
çok
daha doğrusu
aksine
doğrusu
iyi
more
daha
artık
fazla
çok
dahası
but
ama
fakat
ancak
less
daha az
az
kısa bir süre
eksik
küçük
daha düşük
daha kısa
azaldı
azdır
eksildi

Examples of using Ziyade in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sana Washingtondan ziyade yeniden Bostonda ihtiyacımız var, Brad.
We need you back in Boston more than in D.C., Brad.
Aslında bunu önermekten ziyade gerekli olduğunu düşünüyorum.
Actually It is not a recommendation, But more as required.
Evet, kurt adamdan ziyade çılgın bir kadın ile yaşıyorum.
Yeah, I would much rather live with a crazy woman than a werewolf.
Neyse ki ben kinden ziyade çalışması gereken bir adamım.
Luckily, I'm the kind of guy who needs the work more than the grudge.
Acı çekmekten ziyade, kaldırılan çok büyük bir yük gibiydi.
Instead of suffering, it felt like a great weight had been lifted.
Saklanmaktan ziyade onlardan biri gibi olmak.
Not hide as much as be one of them.
Benim arkadaşım olmaktan ziyade, daha çok Philippele arkadaş oldugunu düşünüyorum.
Instead of being my friend, I think she's more Phillip's friend.
Daha ziyade surat yapıyor.
It's more of a sulk. HE OPENS A DRAWERS.
Yalnızlığım azalmaktan ziyade, günden güne artıyor.
And my solitude, far from diminishing, grows from day to day….
Aslında, bir çeyreklikten ziyade daha çok bir şans parası, gerçekten.
Well, it's less of a quarter and more of a good-luck piece, really.
Daha ziyade bir başlangıç değil mi?
More of a beginning, really, isn't it?
Harika. Ama daha ziyade uzun vadeli bir şey!
But more of a long-term thing. It's great!
Daha ziyade sonik İsviçre çakısı diyebiliriz.
More of a sonic Swiss Army knife.
Yalandan ziyade, gerçeği söylemek için biraz vakit geçirdim diyelim.
Slightly delay telling the truth. I didn't so much lie as.
Aslında lavdan ziyade, kuru, kırılgan kayalara benziyor.
Not really lava as much as dry, craggy rock.
Ama daha ziyade uzun vadeli bir şey. Harika!
But more of a long-term thing. It's great!
Ben onu polisten ziyade adam olarak özleyeceğim.
I will miss the man more than the cop.
Gösteriden ziyade etkinlik gibiydi.
It was more like an event than a show.
Aslında bilgilendirmekten ziyade soru sormak istiyorum.
Actually, not really update, more like ask a question.
Nerede olduğumdan ziyade, kim olduğumu bulabileceğini hiç düşünmemiştim.
I never imagined you would find out who I was much less where.
Results: 1137, Time: 0.0655

Top dictionary queries

Turkish - English