ZORA in English translation

zora
zora isimli falcıymış
zoraya sık gelirmiş
hard
zor
sert
sıkı
ağır
sabit
sağlam
somut
katı
difficult
zor
güç
tough
zor
sert
güçlü
çetin
sağlam
sıkı
dayanıklı
haşin
küs
have
var
sahip
hiç
daha
beri
zaten
yok
üzerinde
ilgili
zaman
a strain
zor
bir yük
bir tür
bir virüsü
bir suş
bir gerilme
complicate
karmaşıklaştırıyorsun
zorlaştırdığını
karışık
karıştırmış
harder
zor
sert
sıkı
ağır
sabit
sağlam
somut
katı
rough
zor
sert
kaba
kötü
dalgalı
kabaca
çetin
hoyrat
ham
kabataslak

Examples of using Zora in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
O yüzden işleri zora sokuyorsam özür dilerim!
So I'm sorry if that make things harder.
Siz gazeteciler. Siz gazeteciler Listonı zora soktunuz.
All you reporters… all you reporters made it hard on Liston.
Açıkçası, iştigal ettiğin meslek… işleri biraz daha zora koşuyor.
Obviously, your occupation… makes matters a-a-a bit more difficult.
Bu gemide başkaları da var mı Zora?
Is there anyone else on this ship, Zora, besides you and me?
O yüzden isleri zora sokuyorsam özür dilerim!
So I'm sorry if that makes things harder.
benden nefret edip işimi zora soktukları.
they made my job very hard.
Açıkçası, iştigal ettiğin meslek… işleri biraz daha zora koşuyor.
Makes matters a-a-a bit more difficult. Obviously, your occupation.
O yüzden isleri zora sokuyorsam özür dilerim!
So I'm sorry if that make things harder.
Zora ve Fredrick.
Zora and fredrick.
Ama başkasıyla kolay olanı yaşamaktansa seninle zora göğüs germeyi tercih ederim.
But I would rather do hard with you than easy with somebody else.
Emekliliğimi birçok yönde… zora sokuyorsun.
Difficult in many, many ways. You're making my retirement.
Onu daha da zora sokmak istemiyorum.
I don't want to make it harder for her.
Üzgünüm senin işlerini çok zora soktum değilmi.
I'm sorry I made you work so hard to get it.
Doğru olanı yapmam konusunda işi zora sokuyorsun.
You're making it very difficult for me to do the right thing here.
Bunu daha önce olduğundan daha zora sokma.
Don't make this any harder than it already is.
Ne güzel! Cam, seni zora sokmak istememiştim.
I didn't want to put you in a difficult position.- Cam!- Nice.
O iş biraz zora girmiş olabilir.
That just got a lot harder.
Ne güzel! Cam, seni zora sokmak istememiştim.
Cam! I didn't want to put you in a difficult position. Nice.
Neden devamlı hatırlatarak her şeyi daha da zora sokuyor ki?
Why does he want me to remember all these things that make it harder?
Biri süre tutsun.- Zora benziyor.
Someone time it. Sounds hard.
Results: 301, Time: 0.0343

Top dictionary queries

Turkish - English