A BURNING in Turkish translation

[ə 'b3ːniŋ]
[ə 'b3ːniŋ]
yanan
burning
flaming
on fire
lit
blazing
burned down
smoldering
burned-out
combusted
bir yanma
ateşli
fire
shoot
fever
flame
hot
heat
the firing
the shot
yaktığı
burn
light
cremation
fire
to cremate
to hurt
burning down
a bonfire
burning
is burning
yakıp kavuran
of the burning fire
blaze

Examples of using A burning in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And a burning candle?
Ve yanan bir mum mu?
You can put out a burning building, but you can't contain her hot lips?
Binadaki yangını söndürüyorsun ama onun ateşli dudaklarına karşı koyamıyor musun?
In human terms, parents who would rush into a burning building to save their children.
İnsani terimlerle, çocuklarını kurtarmak için yanan evin içine koşan anne-babalar.
You feel a burning?
Yanma hissediyor musun?
And made[therein] a burning lamp.
Orada alev alev yanan bir kandil yarattık.
Help put out a burning field.
Alanda ateş yakmaya yardımcı olmak.
Big Fight! A burning flame cuts its way through sky and space!
Bir yanan alev gökyüzünü ve uzayı ortadan bölüyor! Büyük Savaş!
He is so shaked with a burning quotidian fever that it is most lamentable to behold.
Humma ile öylesine yanmakta ki, bakması bile acı vermeye yeter.
The smell. A burning body's unmistakable.
Kokudan. Yanmış ceset kokusu şaşmaz.
It's more like a burning feeling.
Daha ziyade alev gibi bir his.
A creaking bow, a burning flame.
Gıcırdayan bir yay, kavrulan bir ateş.
Surely We have prepared for the unbelievers chains and shackles and a burning fire.
İnkarcılar için zincirler, prangalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.
But most victims describe it as a burning sensation.
Ama çoğu kurban bunu yanma hissi olarak tanımlar.
God has condemned the unbelievers and prepared for them a burning torment.
Şüphe yok ki Allah, kafirlere lanet etmiştir ve onlara, yakıp kavurucu bir azap hazırlamıştır.
We leave her with a burning sensation. When we come into contact with a lady.
Bir hanımla temasa geçtiğimizde… onları'' yanma hissiyle'' bırakırız.
When we come into contact with a lady, we leave her with a burning sensation.
Bir hanımla temasa geçtiğimizde… onları'' yanma hissiyle'' bırakırız.
The cold. I need to use a burning bar.
Küçük bir yerde Soğuk. fırınlama çubuğu kullanmam gerekiyor.
I need to use a burning bar The cold.
Küçük bir yerde Soğuk. fırınlama çubuğu kullanmam gerekiyor.
A burning forest. And you know what I must do.
Ve ne yapmam gerektiğini biliyorsun. Orman yanıyor.
And you know what I must do. A burning forest.
Ve ne yapmam gerektiğini biliyorsun. Orman yanıyor.
Results: 312, Time: 0.0587

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish