A FACTION in Turkish translation

[ə 'fækʃn]
[ə 'fækʃn]
bir grup
group
bunch
band
party
faction
bir kısmı
some
part
of
section
a portion
partial
bir fraksiyon
a faction
bir topluluk
people
community
group
a nation
society
crowd
party
collective
faction
a company

Examples of using A faction in English and their translations into Turkish

{-}
  • Ecclesiastic category close
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
His messenger to judge between them, lo! a faction of them are averse;
Elçisine çağırıldıkları zaman hemen onlardan bir grup yüz çevirirler.
In the beginning of 1995, Malenko formed a faction called the Triple Threat with Chris Benoit and Shane Douglas.
Başlarında Malenko, Chris Benoit ve Shane Douglas üçlüsü Triple Threat adına bir grup kurdu.
Were it not for God's grace towards you, and His mercy, a faction of them would have managed to mislead you.
Eğer Allahın senin üzerindeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni şaşırtmaya mutlaka yeltenecekti.
There's a faction of hardliners amongst our hosts and they have been demanding action for months.
Konuklarımız arasında, tutucuların ihtilafı var ve aylardır harekete geçilmesini talep ediyorlar.
We're not members of a faction, we're in a theocratic empire where one person rules.
Biz grubun üyeleri değiliz… Biz Andreottinin kurallarıyla varolan teokratik imparatorluğun içindeyiz. Sbardella ye.
And a faction of the Children of Israel believed and a faction disbelieved. So We supported those who believed against their enemy,
İsrailoğullarının bir takımı böylece inanmış, bir takımı da inkar etmişti; ama Biz,
They have been demanding action for months. There's a faction of hardliners amongst our Hosts and.
Konuklarımız arasında, tutucuların ihtilafı var ve… aylardır harekete geçilmesini talep ediyorlar.
He told me his life was in danger, an illegal operation on this side. that there was a faction in management that was planning This director.
Ayrılıkçı bir grup varmış. Bu yönetici… yönetimin içinde bu tarafta illegal bir operasyon planlayan bana hayatının tehlikede olduğunu söyledi.
That there was a faction in management that was planning This director… he told me his life was in danger, an illegal operation on this side.
Ayrılıkçı bir grup varmış. Bu yönetici… yönetimin içinde bu tarafta illegal bir operasyon planlayan bana hayatının tehlikede olduğunu söyledi.
An illegal operation on this side. This director… that there was a faction in management that was planning he told me his life was in danger.
Ayrılıkçı bir grup varmış. Bu yönetici… yönetimin içinde bu tarafta illegal bir operasyon planlayan bana hayatının tehlikede olduğunu söyledi.
We're in a theocratic empire where one person rules: Andreotti. We're not members of a faction.
Biz grubun üyeleri değiliz… Biz Andreottinin kurallarıyla varolan teokratik imparatorluğun içindeyiz.
And when they appeal unto Allah and His messenger to judge between them, lo! a faction of them are averse;
Allaha ve aralarında hüküm versin diye elçiye çağrıldıklarında, içlerinden bir fırka hemen yüz çevirenler oluveriyor.
His messenger to judge between them, lo! a faction of them are averse;
Resulüne çağrıldıkları zaman, bakarsın ki, içlerinden birkısmı yüz çevirip dönerler.
This director… that there was a faction in management that was planning an illegal operation on this side. he told me his life was in danger.
Yönetimin içinde bu tarafta illegal bir operasyon planlayan Bu yönetici… ayrılıkçı bir grup varmış. bana hayatının tehlikede olduğunu söyledi.
But when fighting was ordained for them, a faction of them feared the people as God is ought to be feared, or even more. And they said,“Our Lord, why did You ordain fighting for us?
Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allahtan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve:'' Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?'' dediler?
But when fighting was ordained for them, a faction of them feared the people as God is ought to be feared, or even more.
Sonra onlara savaşma farz kılınınca, onlardan bir kısmı insanlardan, Allahtan korkarcasına, hatta daha fazla korkup şöyle diyorlar:“
the Scripture of Allah(in their disputes) that it may judge between them; then a faction of them turn away, being opposed(to it)?
Aralarında hakem olması için Allahın kitabına dâvet ediliyorlar da, sonra onlardan bir grup yüz çevirerek dönüp gidiyorlar?
And a faction of the People of the Scripture say[to each other],"Believe in that which was revealed to the believers at the beginning of the day
Ehlikitaptan bir zümre şöyle dedi:'' Şu iman edenlere indirilene günün başlangıcında inanın,
But when fighting was ordained for them, a faction of them feared the people as God is ought to be feared,
Onlara savaş farz edilince içlerinden bir kısmı, insanlardan, Allahtan korkar gibi, hatta daha da fazla korkmaya başladılar
of Allah(in their disputes) that it may judge between them; then a faction of them turn away.
aralarında hükmetmesi için Allahın Kitabına çağırılıyorlar da, sonra içlerinden bir gurup cayarak geri dönüyor.
Results: 64, Time: 0.0442

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish