A PILLAR in Turkish translation

[ə 'pilər]
[ə 'pilər]
sütunu
column
pillar
pylon
direği
straight
directly
just
right
pole
mast
post
pillars
önemli
important
importance
care
value
significance
emphasis
matters
of that magnitude
priority
big

Examples of using A pillar in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
frankincense? Who is this that comes like a pillar of smoke out of the wilderness?
bir duman sütunu gibi, tüccarın türlü türlü baharatıyla,… mür ve günnükle tütsülenmiş?
Yahweh went before them by day in a pillar of cloud, to lead them on their way, and by night in a pillar of fire, to give them light.
Gece gündüz ilerlemeleri için, RAB gündüzün bir bulut sütunu içinde yol göstererek, geceleyin bir ateş sütunu içinde ışık vererek onlara öncülük ediyordu.
Who is this that comes like a pillar of smoke out of the wilderness, perfumed with myrrh and frankincense?
Kimdir bu kırdan çıkan, Bir duman sütunu gibi, Tüccarın türlü türlü baharatıyla, Mür ve günnükle tütsülenmiş?
That we speak the truth. In 90 minutes, a pillar ofholy fire… to show to the world… will light up the skies.
Ve gerçeği söylediğimizi… 90 dakika içinde bir kutsal ateş sütunu… bütün dünyaya gösterecek. gökleri aydınlatacak.
Will light up the skies… that we speak the truth. In 90 minutes, a pillar ofholy fire… to show to the world.
Ve gerçeği söylediğimizi… 90 dakika içinde bir kutsal ateş sütunu… bütün dünyaya gösterecek. gökleri aydınlatacak.
Each of them embodies a pillar of the Six Sigma business philosophy… teamwork,
Her biri altı sigma iş felsefesinin bir sütununu temsil ederler.
It is to build a solid cornerstone… to raise a pillar… in your broken heart.
Bir sütunu kaldırmak için kırılmış kalbinde inşa etmektir, sağlam bir temel taşı.
As this man, my dearest friend, Leland Owlsley, a pillar in the financial community, stood up when he was recently assaulted.
Tipki sevgili arkadaşim Leland Owlsleyin finans dünyasinin mihenk taşlarindan birinin saldiriya ugradi zaman yaptigi gibi.
Picture, if you will, the vastness of space, and through it, a framework of invisible lines like wire mesh supporting a pillar of concrete.
Mesela uzayın enginliğini hayal et. İçinde de betondan bir sütunu destekleyen tel ağları gibi görünmez çizgilerden bir iskelet olsun.
In your broken heart. It is to build a solid cornerstone, to raise a pillar.
Bir sütunu kaldırmak için… kırılmış kalbinde… inşa etmektir, sağlam bir temel taşı.
Yes, and so am I, which is why I feel the people deserve to know that one of their trusted dignitaries, a pillar of the community, is secretly working for Gabriel.
Evet ben de. Bu yüzden de insanların, güvendikleri ileri gelenlerden birinin, halkın destekçisinin gizlice Gabriel için çalıştığını bilmesi gerektiğini düşünüyorum.
it seems the tower would stand like a pillar and not wobble like a Willow in the wind.
olması gerekirdi kule bir sütun gibi dimdik kalıp rüzgâr alan bir söğüt gibi sallanmazdı.
In that day shall there be an altar to the LORD in the midst of the land of Egypt, and a pillar at the border thereof to the LORD.
O gün Mısırın ortasında RAB için bir sunak, sınırında da bir sütun dikilecek.
max 63,500 Tickets Quote a Pillar- A game in which players spell out famous quotes using the letters provided.
maksimum 63,500 Bilet Quote a Pillar- Oyuncuların sağlanan harfleri kullanarak ünlü alıntıları hecelediği bir oyun.
Mr. Salah, you mentioned a pillar that shifted, which turned Mr. Yasser into a"time bomb.
Bay Salah, Bay Yasseri saatli bombaya dönüştüren… kaymış bir destekten bahsettiniz.
Which turned Mr. Yasser into a"time bomb". Mr. Salah, you mentioned a pillar that shifted.
Bay Salah, Bay Yasseri saatli bombaya dönüştüren… kaymış bir destekten bahsettiniz.
Turkish Ambassador to Kosovo Songul Ozan says investment in Kosovo's education system remains a pillar of bilateral relations.
Türkiyenin Kosova Büyükelçisi Songül Ozan, Kosovanın eğitim sistemine yapılan yatırımların ikili ilişkilerin direklerinden biri olmayı sürdürdüğünü söylüyor.
Maybe she wanted to see her daughter's rapists burn to death… so the angels turned her into a pillar of salt for disobeying them.
Belki kızlarının tecavüzcülerinin ölümüne yanmasını izlemek istedi. Ve melekler onlara itaatsizlik ettiği için Lutun karısını tuzdan bir sütuna dönüştürdüler.
And the LORD went before them by day in a pillar of a cloud, to lead them the way; and by night in a pillar of fire, to give them light; to go by day and night.
Gece gündüz ilerlemeleri için, RAB gündüzün bir bulut sütunu içinde yol göstererek, geceleyin bir ateş sütunu içinde ışık vererek onlara öncülük ediyordu.
Yeah, it's in the balcony, and behind a pillar, and the show's almost over… but, look, I just wanted you to know how
Evet balkonda, direğin arkasında ve konser neredeyse biter ama sahte bilet olayı yüzünden
Results: 60, Time: 0.0453

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish