A SWORD in Turkish translation

[ə sɔːd]
[ə sɔːd]
kılıç
sword
blade
saber
sabre
bir kıiıç
sword
kılıcı
sword
blade
saber
sabre
kılıcın
sword
blade
saber
sabre
kılıcını
sword
blade
saber
sabre

Examples of using A sword in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Like a sword needs a whetstone. And a mind needs books.
Ve kılıcın bileme taşıma ihtiyacı olduğu gibi aklında kitaplara ihtiyacı vardır.
I understand that sometimes a king must wield a sword to protect his people.
Bazen insanları korumak için kralın kılıcını savurması gerekiyormuş.
It was just like, take a sword, cut off your head, and then weep.
Sanki kılıçla başınızı kesiyor, sonra da ağıt yakıyorlardı.
Can you make it or not? You already have a sword.
Zaten kılıcın var.- Yapabilir misin?
When you put a sword through me. I was trying to earn mine.
Bende kendiminkini kazanmaya çalışıyordum. Bana kılıcını koyarken.
How strange, to be painted with a little boy and a sword.
Çok garip, küçük bir çocuk ve kılıçla resmedilmiş.
You already have a sword. Can you make it or not?
Zaten kılıcın var.- Yapabilir misin?
I was trying to earn mine when you put a sword through me.
Bende kendiminkini kazanmaya çalışıyordum. Bana kılıcını koyarken.
Behold I, even I shall bring a sword upon you.
Dikkat edin, ben bile size kılıçla geleceğim.
Spartacus tells a sword becomes lighter in time.
Spartacus kılıcın zamanla hafifleyeceğini söylüyor.
That wicked man drew a sword before one of our officers!
O ahlaksız adam memurlarımızdan birinin huzurunda kılıcını çekti!
It's bad, huh? A sword.
Durumu kötü, değil mi?- Kılıçla.
She was carried from… Spartacus tells a sword becomes lighter in time.
Spartacus kılıcın zamanla hafifleyeceğini söylüyor. Arabayla getirildiği ve.
It's bad, huh? A sword.
Kötü, değil mi? Kılıçla.
Course, it doesn't have the range of a sword, but.
Gerçi kılıcın menziline sahip değil.
With a little boy and a sword. How strange, to be painted.
Çok garip, küçük bir çocuk ve kılıçla resmedilmiş.
You have a sword, you must be versed in martial arts.
Kılıcın var, Dövüş sanatlarında usta olmalısın.
I didn't come here to bring peace. I came to bring a sword.
Ben barış için gelmedim. Ben kılıçla geldim.
Probably looking for a sword to replace the one Sojiro broke.
Büyük ihtimalle Sojironun kırdığı kılıcın yerine yenisini arıyordur.
You don't have a sword. Or a life, if we're being technical.
Hayatın da, teknik olarak yani. Kılıcın yok.
Results: 1686, Time: 0.036

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish