A VAN in Turkish translation

[ə væn]
[ə væn]
bir minibüs
van
a minivan
minibus
bir kamyonet
truck
a van
pickup
a semitruck
minivan
pick-up
bir karavan
trailer
a caravan
van
an RV
camper
winnebago
r.v.
minivan
bir araba
car
carriage
automobile
wagon
cart
ride
vehicle
bir araç
vehicle
car
tool
ride
a truck
instrument
vessel
transportation
craft
a van
bir minibüse
van
a minivan
minibus
bir minibüsü
van
a minivan
minibus
bir minibüsün
van
a minivan
minibus
bir kamyoneti
truck
a van
pickup
a semitruck
minivan
pick-up
bir kamyonete
truck
a van
pickup
a semitruck
minivan
pick-up
bir kamyonetin
truck
a van
pickup
a semitruck
minivan
pick-up
bir karavanda
trailer
a caravan
van
an RV
camper
winnebago
r.v.
minivan

Examples of using A van in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A van full of reporters.
Bir araba dolusu muhabir.
You know, my father always favored a Van Dyke… Gentlemen, gentlemen.
Baylar, Baylar. Bilirsiniz babam her zaman Van Dyketan yanaydı.
No, but I think he had a van. Didn't he?
Hayır, ama sanırım bir kamyoneti vardı, değil mi?
She looked out, saw a van racing away.
Dışarı bakmış ve uzakta bir minibüsü yarışıyor gibi görmüş.
My father did not kill dozens of Germans so that his daughter could die in a van.
Benim babamğ yüzlerce almanı ben bir minibüsün içinde öleyim diye öldürmedi.
Unless your date drives a van with an air mattress, then always.
Çıktığın kişi şişme yataklı bir kamyonet kullanmadığı sürece her zaman.
Daniel will arrange for a van.
Daniel bir araç ayarlayacak.
No way.- You can rent a van.
Bir karavan kiralayabilirsin.- Hayatta olmaz.
Christian made a bomb, and he's going to blow up a van.
Christian bomba yaptı ve bir araba patlatacak.
A Van Gogh? I doubt it's a Van Gogh.
Van Gogh mu? Van Gogh olduğundan şüpheliyim.
Think before you blare your horn at a van.
Bir kamyonete korna çalmadan önce düşün.
There is no Goldsmobile, but he has a van and a street address.
Altınmobile yok, fakat bir kamyoneti ve sokak adresi var.
Ian set a… a van on fire.
Ian bir minibüsü ateşe verdi.
If we wanted you, you would be in the back of a van.
İstesek seni bir minibüsün içine tıkardık.
After your speech, there's a van waiting for you.
Konuşmanı yaptıktan sonra bir kamyonet seni bekliyor olacak.
You can rent a van.- No way.
Bir karavan kiralayabilirsin.- Hayatta olmaz.
I have a van waiting outside Tepito so you can get out of here. To the left.
Tepito dışında sizi buradan çıkaracak bir araç bekliyor. Sola.
Yes, a van. A van with a big cartoon character on the side.
Yan tarafında büyük bir çizgi film karakteri var. Evet, bir araba.
All right? You're gonna force me to pull a van Gogh.
Tamam mı? Beni zorla Van Gogh yapacaksın.
Colborn He said that she was taking some pictures of a van that his sister was selling.
Kız kardeşinin satışa çıkardığı bir kamyonetin fotoğrafını çektiğini söyledi.
Results: 741, Time: 0.0769

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish