ABILITY TO CONTROL in Turkish translation

[ə'biliti tə kən'trəʊl]
[ə'biliti tə kən'trəʊl]
kontrol etme yeteneğini
kontrol etme yetisini
kontrol becerimizi
kontrol etme yeteneği
kontrol etme yeteneklerini

Examples of using Ability to control in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But your waves are a very special frequency that allows you this unique ability to control the thoughts and emotions of others.
Fakat dalgalarının çok özel bir frekansta olması… sana başkalarının düşüncelerini ve duygularını kontrol etme yeteneğini veriyor.
That allows you this unique ability to control the thoughts and emotions of others. But your waves are a very special frequency.
Fakat dalgalarının çok özel bir frekansta olması… sana başkalarının düşüncelerini ve duygularını kontrol etme yeteneğini veriyor.
I'm afraid I overestimated my ability to control the Joker… just as I underestimated his madness.
Korkarım Jokeri kontrol etme yeteneğimi gözümde büyütmüşüm tıpkı onu çılgınlığını küçümsemem gibi.
Jackie, at a certain point the discrepancies reflect on my ability to control my department.
Jackie, bu çelişkiler bir noktada departmanımı kontrol etme yetime de leke sürüyor.
My brother has the ability to control his molecular density which allows him to phase through solid objects
Kardeşimin kendi molekül yoğunluğunu kontrol edebilme yeteneği var. Bu şekilde nesnelerin içinden geçebilir
But in the context of the Cold War, the ability to control behaviour left some people fearful it could be misused,
Ama Soğuk Savaş içerisinde davranışı kontrol edebilme yeteneğinin kötüye kullanılabileceğinden korkuluyordu çünkü Skinnera göre özgür
Her brother loses the ability to control her as Daenerys finds herself adapting to life with the khalasar and emerges as a strong,
Ağabeyi onu kontrol etme kabiliyetini Daenerys khalasar ile olan hayata adapte olup güçlü,
It is a fact that giving women education, work, the ability to control their own income, inherit and own property,
Kadınlara eğitim, iş ve kendi gelirlerini kontrol edebilme yetisi, miras ve mal edinme hakkı vermek muhakkak
And as it dies, this parasite loses the ability to control the host's defenses. It's dying.
Ölümü yaklaştıkça da taşıyıcının yeteneğini kaybediyor. Ölüyor. bağışıklık sistemini kontrol etme.
And since I'm realistic, rather than grandiose, I don't claim that the ability to control the function of the nervous system will at once unravel all its mysteries.
Ve tantana yapmak yerine gerçekçi olduğum için, sinir sisteminin işlevini kontrol etme olanağının, tüm gizemi çözeceğini iddia etmiyorum..
had few noticeable changes: Apple dropped the"Pro" from the name, and removed the ability to control the firmness of click in the Apple Mouse.
Apple, adından'' Pro'' yı düşürdü ve Apple Mousetaki tıklamanın sıkılığını kontrol etme yeteneğini kaldırdı.
eventually they lose their ability to control the chair, well, at that point, what good are they?
sonunda koltuğu kontrol etme yeteneklerini kaybedecekler… O konuma gelirlerse neresi iyi ki bunun?
so we can't get home and we have no ability to control where we go, forcing us to bounce around the space-time continuum indefinitely?
bu yüzden evde değiliz, ve gideceğimiz yeri kontrol etme. yetisi elimizde değil, bizi belirsiz olarak zorla uzay-zaman sürekliliğinde etrafında sıçratıyor mu?
About your ability to control your face.
Yüzünü kontrol etme yeteneklerin konusunda.
My ability to control emotions served her well.
Duyguları kontrol edebilme yeteneğim ona iyi hizmet etti.
You overestimate your ability to control the world.
Dünyayı kontrol etme yetinizi abartıyorsunuz.
Thanks to her meta-human ability to control radio waves.
Radyo dalgalarını kontrol etme meta-insan yeteneği sayesinde.
She ripped from me my ability to control them.
Onları kontrol etme yeteneğimi benden aldı.
You have demonstrated exceptional ability to control Ancient devices.
Eskilerin cihazlarının idaresinde istisnaî kabiliyet sergilemiştin.
Thanks to her meta-human ability to control radio waves.
Meta güçleriyle radyo dalgalarını kontrol edebiliyor.
Results: 325, Time: 0.0643

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish