ALL TIME in Turkish translation

[ɔːl taim]
[ɔːl taim]
tüm zaman
all the time
the whole time
hep
always
all
all the time
tüm zamanların
all the time
the whole time
all time
sürekli
always
all the time
keep
constantly
continuous
continually
permanent
consistently
repeatedly
perpetual
tüm zamanı
all the time
the whole time
tüm zamanlardaki
all the time
the whole time
zaman zeki biri olmadın başından

Examples of using All time in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Oh, no, no. Fish bite all time.
Hayır. Balıklar hep oltaya gelir.
CI devices came standard with all Time Master vessels.
Bu cihazlar tüm Zaman Efendisi gemilerinde standart haline geldi.
This is one of my favorites of all time.
Bu tüm zamanlardaki favorilerimden birisi.
No kill. Cougar make wear cockatiel all time.
Puma, tüm zamanlar cockatiel giyer.- Öldürmek yok.
Fish bite all time. Oh, no, no.
Hayır. Balıklar hep oltaya gelir.
If I'm not mistaken… someone is Looking at you all time.
Eğer yanılmıyorsam… biri sürekli size bakıyor.
This doesn't make all time travel impossible.
Bu, tüm zaman yolculuklarını imkânsız kılmıyor.
French newspaper L'Equipe named Cavendish the Tour de France's best sprinter of all time.
De Fransız LEquipe gazetesi tarafından Tour de Franceın tüm zamanlardaki en iyi sprinteri seçilmiştir.
Cause you had the pickup all time Saturday night!
Çünkü Cumartesi geceleri kamyonet hep sendeydi!
For all time.
Tüm zaman boyunca.
That memory will remain erased from your mind for all time.
O anı zihninizden tüm zaman boyunca silinmiş olarak kalacaktır.
All Time Tunnel personnel report to their stations on the double! Red alert!
Tüm Zaman Tüneli personeli istasyonuna rapor versin. Kırmızı Alarm!
Red alert! All Time Tunnel personnel report to their stations on the double!
Tüm Zaman Tüneli personeli istasyonuna rapor versin. Kırmızı Alarm!
Christmas is a day that holds all time together.
Noel tüm zamanları birarada tutan çok özel bir gündür.
Against all time.
Tüm zamana karşı.
Colin was the maverick of all time.
Colin tüm zamanını Maverickte geçirirdi.
But victory for all time. Not victory in the Clone Wars.
Hepimiz için bir zafer. Değil Klon Savaşları için.
But victory for all time.
Hepimiz için bir zafer.
I lost track of all time.
Tüm zamanın izini kaybettim.
Not merely peace in our time but peace in all time.
Barış sadece bizim zamanımızda değil tüm zamanlarda hüküm sürmelidir.
Results: 436, Time: 0.0516

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish