ARMS in Turkish translation

[ɑːmz]
[ɑːmz]
kollarını
arm
lever
sleeve
hand
column
brachial
wrist
limb
forearm
knob
silah
gun
weapons
arms
handgun
kollu
kolları
arm
lever
sleeve
hand
column
brachial
wrist
limb
forearm
knob
kollar
arm
lever
sleeve
hand
column
brachial
wrist
limb
forearm
knob
kollarında
arm
lever
sleeve
hand
column
brachial
wrist
limb
forearm
knob
silahları
gun
weapons
arms
handgun
silahlarınızı
gun
weapons
arms
handgun
silahların
gun
weapons
arms
handgun

Examples of using Arms in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
What?- Baby arms. Baby!
Ne?- Bebek kollu.- Bebek!
Illegal arms.
Yasadışı silahlanma.
He suspected they were buying small arms from a corrupt source inside the Navy.
Donanmadaki yozlaşmış birilerinden küçük silahlar aldıklarından şüpheleniyordu.
The majority of Israel's arms exports are unreported for security reasons.
İsrailin ihraç ettiği silahların büyük çoğunluğu güvenlik nedenleri ile rapor edilmez.
he's long arms, long nails.
uzun kollu ve tırnaklı olduğunu söylerdi.
MARS Industries manufactures 70% of all arms on this planet.
Gezegendeki bütün silahların% 70ini… M.
You have two eyes, but every teenage boy at that dance is gonna have like eight arms.
İki gözün var ama dansta genç erkekler 8 kollu gibidir.
Moldova has accepted all relevant arms control obligations of the former Soviet Union.
Moldova, eski Sovyetler Birliği ile ilgili tüm silahların kontrolü yükümlülüklerini kabul etmiştir.
Madame, one needs very long arms to be able to embrace you.
Sizi kucaklamak için epey uzun kollu olmak gerek.
MARS Industries manufactures 70% of all arms on this planet.
MARS Endüstrileri gezegendeki… tüm silahların% 70ini üretiyor.
The container isn't filled with small arms.
Konteynır küçük silahlarla dolu değilmiş.
The arms go into the sleeves.
Elbise koluna kollar girer.
There's also peri-mortem bruising on the arms and across the ribs.
Aynı zamanda kollarda ve kaburgalarda ölüm anında oluşmuş bereler var.
Lay down arms in a battle that we are winning?
Kazandığımız bir savaşta silahlarını bırakmak istiyor mu?
Chunks taken out of legs and arms, deep wounds to backs and stomachs.
Bacak ve kollardan büyük parçalar koparılmış, sırtlarda ve karında derin yaralar.
So you really think it's impossible for someone to hack one of the arms you designed?
Gerçekten sizin tasarladığınız kollardan birini hacklemek imkansız mı diyorsun?
Rech designed the program based on the arms infiltration mission.
Rech programı silahlı sızma görevine dayanarak hazırladı.
You know, the one who broke my arms.
Bilirsiniz şu kolumu kıran kız.
Bear arms!
Ayı Silahı!
But they forget that the arms of the poor may be short… but their curses aren't.
Unutmasınlar ki, yoksulların silahı yetersiz olabilir bedduaları değil.
Results: 6836, Time: 0.0787

Top dictionary queries

English - Turkish