ASAD in Turkish translation

kadın bulamadığın sürece hayattaki tek kural asad
asadın

Examples of using Asad in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Don't blow all your money on drugs, unless it's definitely gonna lead to some serious ass Rule number one in life, Asad, or a Pulitzer Prize.
Tüm paranı gata dağıtma. Pulitzer Ödülü ya da ciddi bir kadın bulamadığın sürece… Hayattaki tek kural, Asad.
Unless it's definitely gonna lead to some serious ass don't blow all your money on drugs, Rule number one in life, Asad, or a Pulitzer Prize.
Hayattaki tek kural, Asad, tüm paranı gata… dağıtma. Pulitzer Ödülü ya da ciddi bir kadın bulamadığın sürece….
Or a Pulitzer Prize. Rule number one in life, Asad, unless it's definitely gonna lead to some serious ass don't blow all your money on drugs.
Tüm paranı gata dağıtma. Pulitzer Ödülü ya da ciddi bir kadın bulamadığın sürece… Hayattaki tek kural, Asad.
Yeah, there's lots of markets. There are, but this one's real close to where you found Asad El-Libi's body.
Evet var. Ama bu, Asad El-Libinin cesedini bulduğunuz yere çok yakın.
Current legislation in Kosovo protects those people, even those that come from Albania," Asad Gashi, an analyst in Pristina, says.
Priştineli analist Asad Gaşi ise şöyle söylüyor:“ Bu insanlar, hatta Arnavutluktan gelenler bile Kosovadaki mevcut yasaların koruması altında.”.
Asad is dead.
Asad öldü.
Asad was right.
Asad haklıymış.
Asad El-Libi's real identity?
Asad El-Libinin gerçek kimliği?
Asad El-Libi only broadcasts live.
Asad El-Libi, canlı yayın yapıyordu.
Asad El-Libi is on-line again.
Asad El-Libi tekrar online olmuş.
Fallujah and AI Asad airbase.
Fallujah ve Al Asad hava üslerinde.
Images by Mohammad Asad.
Fotoğraflar Mohammad Asad tarafından çekilmiştir.
Fallujah and Al Asad airbase.
Fallujah ve Al Asad hava üslerinde.
I will speak with Asad.
Asad ile konuşacağım.
Don't worry, Asad.
Endişelenme, Asad.
Asad is just a boy.
Asad daha çocuk.
Asad, get in here.
Asad, buraya gel.
I want to see Asad El-Libi.
Asad El-Libiyi görmek istiyorum.
They wanted to know about Asad El-Libi.
Asad El-Libiyi tanımak istiyorlar.
Rohan Asad. He escaped from custody.
Rohan Asad. Gözaltından kaçtı.
Results: 113, Time: 0.0273

Top dictionary queries

English - Turkish