AWKWARDLY in Turkish translation

['ɔːkwədli]
['ɔːkwədli]
beceriksizce
incompetent
clumsy
loser
inept
awkward
useless
ineffectual
failure
feckless
shiftless
acemice
rookie
recruit
novice
fledgling
newbie
new
probie
green
trainee
clumsy
basacağı

Examples of using Awkwardly in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
In their Sunday best parents walked awkwardly their bodies more used to the rigours of hard work.
En iyi kıyafetleriyle, ebeveynler garip bir şekilde yürüyor vücutları, ağır çalışmanın sıkıntılarına daha yatkın gibi görünüyordu.
Helen only means… We have just come across a young fellow who's evidently very poor indeed, although he aspires to higher things, however awkwardly.
Helenin demek istediği… Gerçekten çok fakir olan genç bir adamla tanıştık… buna rağmen daha yüksek şeyleri arzuluyor, ancak beceriksizce.
the guy awkwardly standing in front of you waiting to be introduced,
Önünde garip bir şekilde dikilip tanıtılmayı bekleyen kişi
She falls down the lower set of stairs, landing head first, with her upper body on the ground and her lower body sprawled awkwardly on the bottom four stairs.
Merdivenlerin aşağısına doğru düşüyor… İlk önce kafasıyla birlikte üst tarafı yere değiyor alt tarafı ise en alttaki dört basamağa garip bir şekilde yayılıyor.
Neal had to pretend to play my son for the current case, which awkwardly makes you his mother.
Neal bu dava için oğlum gibi davranmak zorunda kaldı… ki bu da seni garip bir şekilde annesi yapıyor.
Pushed the toothpick through the wall of the intestine and into the lung. When you two were making out in the car, he must have folded awkwardly.
İkiniz arabada oynaşırken… kürdan bir şekilde katlanmış ve… bağırsaklarından akciğerlerine doğru itilip… orayı delmiş olmalı.
When you're the best, you're the best, even if you have had a little… setback, so to speak… he said awkwardly.
En iyiyiysen, en iyisindir… birazcık terslik olsa bile söylemesi gerekirse… garip söyledi.
the listener's feelings or reactions. An Aspie tends to approach others awkwardly such as this one about a specific topic, while misunderstanding and not recognizing.
yanlış anlarken ve tanımıyorken belirli bir konuyla ilgili olarak, Bir Aspie başkalarına garip bir şekilde yaklaşma eğilimindedir.
He pushed himself slowly toward the door, still groping awkwardly with his feelers, which he now learned to value for the first time, to check what was happening there.
O, hala onun duyuları ile beceriksizce groping, kapıya doğru yavaş yavaş kendini itti o şimdi orada neler olup bittiğini kontrol etmek için, ilk kez değer öğrendim hangi.
the one gay soldier awkwardly avoiding the use of pronouns.
eşcinsel bir askerle zamirlerin beceriksizce kullanımından kaçınarak geçiyordu.
very carefully, of course, if he didn't want to fall awkwardly on his back right at the entrance into the room.
o içine girişinde yaptığı sağ arka beceriksizce düşmeye istemiyorsa oda.
He was described in later life as somewhat asymmetrical, and as carrying himself rather stiffly and awkwardly, although this might be on account of a knee injury sustained in middle age.
Daha ileriki yaşlarında vücut yapısının asimetrik olduğu ve biraz garip ve fazla dik bir duruşunun olduğu söylenir, ancak bu orta yaşlarında geçirdiği diz sakatlanmasının bir sonucu olabilir.
The age difference between the two main characters and their character traits demonstrate how awkwardly and disjointedly people mature, where even adults sometimes feel no more mature than teenagers, according to Shinkai.
İki ana karakter ile karakter özellikleri arasındaki yaş farkı Shinkaiye göre, yetişkinlerin bile bazen gençlerden daha fazla olgun hissetmediği insanların ne kadar garip ve ayrık bir şekilde olgunlaştığını göstermektedir.
Boy awkwardly asks out Bong Girl.
Nargileci kızlara beceriksizce çıkma teklif ederler.
And the awkwardly feminine from the possibly Canadian.
Yarınki raundda ayıracağız. ve beceriksiz kızla Kanadalıyı.
Which leaves me somewhat awkwardly dancing with two partners.
O zaman ben de tuhaf biçimde iki partnerle dans edeceğim.
A secret message this awkwardly worded is always an anagram.
Tuhaf yazılmış gizli bir mesaj her zaman bir anagramdır.
It's Arthur Valentine, here to accelerate awkwardly into a bush.
Ben Arthur Valentine… garip bir biçimde çalılara doğru hızlanmaya geldim.
Here to accelerate awkwardly into a bush. It's Arthur Valentine.
Ben Arthur Valentine… garip bir biçimde çalılara doğru hızlanmaya geldim.
I landed awkwardly on a jump that I had done a hundred times before.
Daha önce yüzlerce kez yapmış olduğum bir atlamayı beceriksizce yaptım.
Results: 122, Time: 0.0631

Top dictionary queries

English - Turkish