BABYSIT in Turkish translation

['beibisit]
['beibisit]
bakıcılık yapmak
bakmam
look
to see
take care
to check
stare
watch
lookin
peeking
bakıcılık etmemi
bakıcılık yap
bakıcılık yapmana
bakıcılık yapmıştı

Examples of using Babysit in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And babysit her kid. And now you want to go over there.
Ve şimdi gidip… onun çocuğuna bakıcılık yapmak istiyorsun.
You babysit'em.
Sen onlara bakıcılık yap.
I didn't know I had to babysit him today.
Ona bakıcılık yapmam gerektiğini bilmiyordum.
You have to babysit or they will rollerblade over you.
Bunlara bakıcılık yapman lazım yoksa etrafında dönüp dururlar.
I have to babysit my bypass patient.
Baypas hastama bakıcılık yapmam gerekiyor.
Is it okay if I babysit you tonight?
Bu akşam size ben baksam sorun olur mu?
I told you we should have let Chris babysit.
Sana Chrisin onlara bakmasının iyi olacağını söylemiştim.
I have to babysit my little brother.
Kardeşime bakıcılık yapmam gerek.
Larry, babysit your brother. Larry,
Larry, kardeşine bak'''' Larry,
You have to babysit for your, uh, neighbor's kids,
Komşunun çocuğuna bakıcılık yapman gerek, kardeşinin kızı
Neighbor's kids, nieces, or nephews. you have to babysit for your.
Komşunun çocuğuna bakıcılık yapman gerek, kardeşinin kızı ya da yeğenlerin.
I think you should let him babysit.
Bence bakıcılık yapmasına izin vermelisiniz.
You don't wanna babysit.
Bakıcılık yapmanı istemiyorum.
I think you shouldlet him babysit.
Bence bakıcılık yapmasına izin vermelisiniz.
Eddie, I want you to take Romba to a safe house and babysit him.
Eddie, Rombayı güvenli eve götürmeni ve ona bakıcılık yapmanı istiyorum.
I want you to stay here and babysit Tom.
Burada kalmanı ve Toma bakmanı istiyorum.
I will be quiet. You don't have to babysit me.
Sessiz olacağım. Bana bakıcılık etmek zorunda değilsin.
Mama, babysit the children for me.
Anneciğim, benim için çocuklara bak.
Go babysit. You know, Emerson, they're not so bad.
Biliyor musun Emerson, hiç fena değiller. Git bakıcılık et.
In the meantime, someone had better go over and babysit Ingrid Rauch.
Bu arada biri gidip Ingrid Raucha bakıcılık yapsın.
Results: 176, Time: 0.0751

Top dictionary queries

English - Turkish