BLACKNESS in Turkish translation

['blæknis]
['blæknis]
karanlık
dark
darkness
black
shady
blackness
darkened
siyahlık
black
dark
colored
karanlığı
dark
darkness
black
shady
blackness
darkened
karanlığın
dark
darkness
black
shady
blackness
darkened
karanlıktan
dark
darkness
black
shady
blackness
darkened

Examples of using Blackness in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bejeweled life glowing against the blackness of space.
Uzayın karanlığına karşı parıldayan yaşam.
Against the blackness of space. The jeweled life glowing.
Uzayın karanlığına karşı parıldayan yaşam.
Nothing can disguise the blackness of your soul.
Ruhunun karanlığını hiçbir şey gizleyemez.
How did you survive while my child sank down into the blackness?
Sen nasıl kurtuldun? Benim evladım karanlığa gömülürken sen ne yapıyordun?
Beware the blackness of day. The sacred time is near.
O kutsal an yakında… Günün karanlığından sakın.
Beware the blackness of day. The sacred time is near.
Kutsal zaman yakın… Günün siyahlığından sakının.
Beware the blackness of day. The sacred time is near.
Kutsal zaman yaklaştı… günün karanlığından korunun.
I left the room, then blackness.
Odadan çıktı, sonra karanlıktı.
just me and the blackness.
Sadece ben ve karanlığım.
A man with stillness and blackness all around him.
Etrafında karartı ve durağanlık olan bir adam.
The blackness… it followed your father
Kötülük, babanı takip etti
Even in her state of abject blackness, Charlotte was a dating optimist.
Küçük düşürücü bir karanlığın içinde olsa bile, Charlotte bir randevu iyimseriydi.
I'm talking absolute blackness.
Tamamen zifiri bir karanlıktan bahsediyorum.
They came with beasts from the blackness. They.
Onlar karanlığın içinden geldiler. Onlar.
They… They came with beasts from the blackness.
Onlar karanlığın içinden geldiler. Onlar.
Physicians say The king's liver. blackness like this demonstrates he was poisoned.
Hekimler… böyle bir siyahlığın zehirlendiğinin kanıtı olduğunu söylüyor. Kralın karaciğeri.
Blackness. Oh, my goodness.
Zifiri karanlık. Aman Tanrım.
And there's some blackness here, maybe indicating a fire was made.
Burada bir siyahlık var, ateş yakıldığının göstergesi olabilir.
And then, jet blackness.
Ve sonra simsiyah bir karanlık.
Full of self-hatred and misery and blackness, just like every other day.
Kendimden nefret ederek, işkence ve kötülük, aynı diğer günlerim gibi.
Results: 131, Time: 0.0352

Top dictionary queries

English - Turkish