BLED in Turkish translation

[bled]
[bled]
kanadı
bleeding
kanı
blood
bleeding
bled
kan aktı
kanamış
bleeding
kanıyordu
bleeding
kanlarıyla
blood
bleeding
kanayana
bleeding

Examples of using Bled in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
My heart bled for Bicky.
Benim kalp Bicky kanadı.
Then she went into labour a month early and bled to death in her bedroom.
Sancıları bir ay erken geldi ve yatak odasında kan kaybından öldü.
I scrubbed till my fingers bled, but I couldn't get out.
Parmaklarım kanayana kadar çitiledim fakat lekeyi çıkaramad.
Our eyes throbbed and bled.
Gözlerimiz zonkluyor ve kanıyordu.
Morgan's wound bled out here.
Morganın yarası burda kanamış.
When that sword went through him, Garrett bled like a stuck pig.
Kılıç ona saplandığında Garrett domuz gibi kanadı.
And almost bled to death in an elevator. And then he was shot.
Ve sonra da bir asansörde vuruldu ve neredeyse kan kaybından öldü.
She used to play till her knuckles bled.
O eklemleri kanayana kadar oyun oynardı.
Somebody's nose must have bled on the seat opposite.
Karşı koltukta birisinin burnu kanamış olmalı.
Bled to death?
Ölümüne kanıyordu.
And then he was shot and almost bled to death in an elevator.
Ve sonra da bir asansörde vuruldu ve neredeyse kan kaybından öldü.
My hand's bled, but I wouldn't stop.
Ama ben durmadım. Ellerim kanadı.
Bled several minutes before death.
Ölmeden önce birkaç dakika kanamış.
And puke until her mouth bled.
Parmaklarını boğazına sokup ağzı kanayana kadar kustuğunu yazmıyordur.
Mom screamed so hard, her nose bled.
annem öyle çığlık attı ki burnu kanadı.
Wait. Morgan's wound bled out here.
Morganın yarası burda kanamış. Bekle.
And puke until her mouth bled.
Kustuğunu yazmıyordur. Parmaklarını boğazına sokup ağzı kanayana kadar.
And Mom screamed so hard, her nose bled. Dad went on, kissing strangers.
Babam tanımadığı insanları öptü ve annem öyle çığlık attı ki burnu kanadı.
Morgan's wound bled out here. Wait.
Morganın yarası burda kanamış. Bekle.
Bled in the shape of a butterfly. They say the detective's nose.
Duydum ki… dedektifin burnu kelebek şeklinde kanamış.
Results: 186, Time: 0.0665

Top dictionary queries

English - Turkish