BLOATING in Turkish translation

şişkinlik
fat
puffy
bloated
swollen
bulging
shishkin
siskinlik
bloating
swelling

Examples of using Bloating in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
There's bloated, there's bloating.
Şişmek'' vardır.'' Şişik'' vardır.
Bloating? What did I say about getting off that crazy doctor Web site? Nausea?
Bulantı, şişkinlik? Manny, o manyak doktorun internet sitesine… girmeyeceksin demedim mi ben?
May cause bloating, cramping, hair loss,
Şişkinlik, kramp, saç dökülmesi, halüsinasyonlar,
Did you know that people used to believe the dead came back as bloodthirsty revenants because the bloating of internal organs made them,
İç organların şişmesi akciğerlerden sıvı fışkırmasına neden olduğundan insanlar, eskiden ölülerin kana susamış
Based on decomposition and the bloating of the intestines, I would estimate the time of death to be at least five days ago.
Çürümeye ve bağırsakların şişkinliğine bakarsak, ölüm zamanının en az beş gün önce olduğunu söyleyebilirim.
intestinal disorders will be resolved, bloating will be reduced, and healthier digestion will be obtained.
bağırsak bozuklukları ortadan kalkar, şişkinlikler azalır ve daha sağlıklı bir sindirime sahip olunur.
diarrhea, bloating, black and bloody mucousy stool with meat consumption.
ishal, şişkinlik, et tüketimiyle siyah ve kanlı mukuslu dışkı, yürüme ve dolaşma güçlüğü.
which affects around 1.3 million in the US and 300,000 in the UK, causes stomach cramps and bloating, recurring or bloody diarrhea,
300.000 kişiyi etkileyen bu tedavi edilemez sağlık durumu mide krampları ve şişmeye, yineleyen ya da kanlı ishale,
Don't get a lot of cases that bloat this much.
Genelde bu kadar şişme olmaz.
You look totally bloated.
Çok şişik görünüyorsun.
Yeah, just kind of a bloated Overmeir.
Evet, biraz şişik Overmeir.
Greedy, bloated goat!
Açgözlü şişko keçi!
Bloated goat!
Şişko keçi dedi!
A bloated head armed with glue guns, that trap with sticky threads.
Şişkin kafası yapışkan ipliklerle tuzağa düşürebileceği zamk tabancasıyla donatılmış.
Why do I feel bloated?
Niye davul gibi hissediyorum?
My stomach feels bloated.
Midem şişkin hissediyor.
The useless son-in-law of my bloated former partner!
Şişko eski ortağımın işe yaramaz damadı!
I think your bloated ego Occasionally clouds your judgment.
Bence kabarmış egon ara sıra yargılamalarını engelliyor.
We must reduce a bloated government and restore its creative power. To reinvigorate our society.
Şişirilmiş bütçeyi azaltıp, hükümeti yaratıcı gücüne tekrar kavuşturmalıyız.
Cassander saw to that with his fake diaries painting Alexander as a sick and bloated drunk.
Cassander sahte günlüklerinde İskenderden şişman ve hasta bir ayyaş olarak bahsediyordu.
Results: 41, Time: 0.0545

Top dictionary queries

English - Turkish