BRAINS in Turkish translation

[breinz]
[breinz]
beynini
brain
cerebral
mr.
bey
gentleman
neural
beyin
mr.
gentleman
man
warden
guy
director
headmaster
mister
boy
baas
zeka
intelligence
wit
intellect
brains
cleverness
genius
mind
rubik's
akıl
mental
mind
psychiatric
wisdom
sense
head
intellect
psych
think
intelligence
beyninde
brain
mind
in his head
there
kafasını
head
high
mind
skull
brain
scalp
cranial
beyni
brain
cerebral
mr.
bey
gentleman
neural
beyinleri
brain
cerebral
mr.
bey
gentleman
neural
beyinler
brain
cerebral
mr.
bey
gentleman
neural
aklın
mental
mind
psychiatric
wisdom
sense
head
intellect
psych
think
intelligence
zekâ
intelligence
wit
intellect
brains
cleverness
genius
mind
rubik's
aklı
mental
mind
psychiatric
wisdom
sense
head
intellect
psych
think
intelligence
zekası
intelligence
wit
intellect
brains
cleverness
genius
mind
rubik's
beyinle
mr.
gentleman
man
warden
guy
director
headmaster
mister
boy
baas
zekasını
intelligence
wit
intellect
brains
cleverness
genius
mind
rubik's
aklını
mental
mind
psychiatric
wisdom
sense
head
intellect
psych
think
intelligence

Examples of using Brains in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
She wants me to take her home so we can bang each other's brains out.
Beni evine götürmek istiyor ki Birbirimizin kafasını patlatabilelim.
Who has the brains to break her chains♪.
Kimin var ki aklı, kıracak kadar zincirlerini.
No brains, no bias.
Zekası yok, önyargısı da yok.
And brains?- That will get you out of this town.
Peki zekâ?- O da seni bu kasabadan kurtarır.
If you have any brains, you will take that money you saved and you will skip town.
Aklın varsa biriktirdiğin parayı alıp… şehri terk edersin.
Brains beat bullets. See?
Gördünüz mü? Akıl, kurşunları yener?
Ambition, brains, and beauty.
Hırs, zeka ve güzellik.
Maybe that twit Nick Pepper scrambled his brains.
Belki şu Nick Pepper onun kafasını karıştırmıştır.
Brains, Heart and Courage Brigade reporting for duty, sir.
Aklı, kalbi ve cesaretiyle Tugay göreve hazır, efendim.
I told you he had brains.
Sana zekası olduğunu söyledim.
You can't imagine how much detail we know about brains.
Beyinle ilgili ne kadar çok şey bildiğimizi hayal bile edemezsiniz.
Well, that will get you out of this town. And brains?
Peki zekâ?- O da seni bu kasabadan kurtarır?
And brains, apparently.
Görünüşe göre, aklın da ötesinde.
Brains aren't everything.
Akıl her şey demek değildir.
Beauty, bravery, and brains.
Ve zeka. Güzellik, cesaret.
Or i will blow his big, beautiful brains out.
Yoksa onun o güzel kafasını uçururum.
Thank God you got your mother's brains.
Tanrıya şükür zekasını annesinden almış.
Her brains, her talent,… even her sex.
Onun zekası, yeteneği hatta seks yapışı.
Who said anything about brains?
Beyinle ilgili birşey diyen de kim?
Allah didn't give me the brains my mother woulďve wanted him to.
Allah bana bu aklı annem istediği için vermedi.
Results: 4042, Time: 0.0825

Top dictionary queries

English - Turkish