BROADEN in Turkish translation

['brɔːdn]
['brɔːdn]
genişletin
to expand
expansion
genişlet
to expand
expansion
genişletmek
to expand
expansion
ufkunuzu
horizon
skyline

Examples of using Broaden in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
So, we could then broaden the investigation.
O zaman araştırmayı genişletebildik.
Broaden my vision?
Görüşümü genişletmek mi?
Scholarship money, a chance to see the world… broaden your horizons.
Burs parası,… ufuklarını genişletmesi için bir şans-- dünyayı görmek.
Scholarship money, a chance to see the world… broaden your horizons.
Dünyayı görmek… Burs parası,… ufuklarını genişletmesi için bir şans.
Broaden your minds. You must look beyond!
Daha ötesini görmelisiniz! Zihninizi açin!
I will broaden my horizons mine. You broaden your horizons your way.
Sen ufkunu kendi yönteminle genişlet, ben kendiminkiyle genişleteyim. Ufkunu genişlet..
You must look beyond. Broaden your minds!
Daha ötesini görmelisiniz! Zihninizi açin!
Which are a great way to, um…" Ha-ha. Um… Broaden your mind. By the way, we do offer summer classes.
Bu sayede, şey… ufkunuzu açabilirsiniz. Bu arada yazın sunduğumuz dersler de var.
um… Um, broaden your mind. Have fun.
var, bu sayede, şey ufkunuzu açabilirsiniz.
But what's interesting is you can then broaden the search and actually see interesting things
Ama ne ilginçtir ki aramayı sonra genişletebilirsiniz… aslında ilginç görünen konular ve bir anlamda başka
broaden our perceptions,">broaden our beliefs, broaden our horizons.
inançlarımızı ve ufkumuzu genişletmeyi başarıyorlar.
In the process, they often become heroes in their adopted countries-- helping to open hearts and broaden minds.
Bu süreçte, çoğu zaman geldikleri ülkelerde kahraman olarak kalplerin açılması ve zihinlerin genişlemesine yardımcı oluyorlar.
I just wanted to better myself, broaden me horizons, and this was going to be it.
Sadece kendimi geliştirmek istemiştim,… yeni ufuklara açılacaktım, bu benim şansım olacaktı.
Wanting to open the door to this free world and broaden their horizon, and increasing in number, motorcycle enthusiasts are turning towards the reasonable, accessible and exciting models of the Sport Tourer series.
Bu özgür dünyanın kapılarını aralamak, ufuklarını genişletmek isteyen ve sayısı her geçen gün artan motosiklet tutkunları Sport Tourer serisinin uygun maliyetli, erişilebilir ve heyecan verici modellerine yöneliyor.
to help the Borrowers strengthen their technical capacity and broaden their own markets
sponsorlarına ulaşmak için teknik kapasitelerinin güçlendirilmesi ve kendi pazarlarının genişletilmesi amacıyla, kısmen KfWnin
We get trapped in a"filter bubble" and don't get exposed to information that could challenge or broaden our worldview. Eli Pariser argues powerfully that this will ultimately prove to be bad for us and bad for democracy.
Bizler Filtre Boloncuğunun kapanına takıldık ve bizim dünya görüşümüzü zorlayacak veya genişletecek bilgleri almamaktayız. Eli Pariser kuvvetli bir şekilde bunun bizler ve demokrasi için kötü olduğunun istapladığının tartışmaktadır.
I feel really good about broadening my horizons.
Ufkumu… genişletmek çok hoşuma gitti.
For the purpose…? Of broadening their narrow little minds!
Kısıtlı, ufak beyinlerini genişletmek!- Amacı?
Broadening our marketing target from inner-city youth… to the more affluent off-road vehicle group.
Hedef kitlemizi şehirli gençlerden, daha paralı… rallicilere doğru genişletmek.
I won't argue that broadening one's social life is important for a girl your age.
Senin yaşındaki kızlar için sosyal çevreyi genişletmek elbet önemli.
Results: 47, Time: 0.0435

Top dictionary queries

English - Turkish