BROKEN-DOWN in Turkish translation

bozuk
bad
corrupt
change
faulty
rotten
defective
broken-down
dysfunctional
stale
broken
otobanında arızalı
yıkık dökük
broken-down
rundown
run-down
kırık dökük
broken-down old
rattletrap
eski
old
former
ancient
ex
previous
past
used

Examples of using Broken-down in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A broken-down bus.
Arızalı bir otobüs.
Your penniless and broken-down old mother… begs you for aIms. Madame Sophia.
Madam Sophia. Fakir ve düşkün ihtiyar anneniz senden sadaka dileniyor.
We are stuck in a broken-down school bus out on East Nine.
Arızalı bir okul otobüsünde mahsur kaldık.
We are stuck in a broken-down school bus.
Arızalı bir okul otobüsünde mahsur kaldık.
I just found some broken-down cabins over there.
Orada harabe bir kulübe buldum.
Like Harris? Broken-down scribblers.
Harris gibi… bitik bir yazar bozuntusu.
All we do is fly around in this broken-down birdcage.
Yaptığımız tek şey bu kırık kafesin etrafında uçmaktı.
You couldn't hurt anybody, except maybe a weak, broken-down whore.
Kimseye zarar veremezsin güçsüz, perişan bir fahişe dışında.
I would never seen him so broken-down like that… So shattered.
Ama onu daha önce hiç böylesine yıkılmış böylesine parçalanmış görmemiştim.
Who would have you,- you broken-down has-been?
Seni kim ne yapsın düşkün herif?
I sell heroes, not broken-down stars.
Ben kahramanları satarım, yıkılmış yıldızları değil.
Reno and I are quartered in that broken-down hacienda.
Reno ile ben şu yıkık mâlikaneye yerleştik.
Take your broken-down car.
Al götür hurda arabanı.
Except maybe a weak, broken-down whore. You couldn't hurt anybody.
Kimseye zarar veremezsin… güçsüz, perişan bir fahişe dışında.
Our only other option is for T'Pol and Malcolm to fix a broken-down Klingon ship and fly it out themselves.
Diğer seçeneğimiz ise TPol ve Malcolmın Bozuk bir Klingon gemisini tamir edip kendi başlarına kullanması.
rusty, broken-down tractor just roared to life and ran him over the other night.
paslı ve bozuk traktör canlanıp dün gece onu ezdi.
We are trapped in a broken-down school bus out on east 9…
Doğu 9 otobanında arızalı bir okul otobüsünde… mahsur kaldık
You ain't gonna try to defend this broken-down church… against 7,000 battle-hard troops?
Bu yıkık dökük kiliseyi… 7 000 kişiye karşı nasıl savunacaksınız? Evet?
It's very good, old soup tins, broken-down car, dustbins,
Çok güzel… eski çorba tenekeleri, kırık dökük araba… çöp kutuları,
A big-time recording artist like Little Walter driving around in that broken-down, no-account short.
Neymiş o?- Little Walter gibi koca bir plâk yıldızı etrafta kırık dökük, değersiz bir arabayla geziyor.
Results: 67, Time: 0.0463

Top dictionary queries

English - Turkish