BURN in Turkish translation

[b3ːn]
[b3ːn]
yanık
burn
singed
tan
scorched
the burning
burnt-out
yakın
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yanar
burn
fire
combust
burning up
fry-up
will light up
yakacak
to burn
firewood
will light
on fire
it hurts
is gonna sting
shall light
yanan
burning
flaming
on fire
lit
blazing
burned down
burned-out
smoldering
combusted
ateş
fire
shoot
fever
flame
hot
heat
the firing
the shot
yanıp kül
burn down
incinerated
burned to the ground
yak
burn
light
cremation
fire
to cremate
to hurt
burning down
a bonfire
yanma
burn
of burning
on fire
to be incinerated
yakalım
collar
lapel
neckline
i got
close
neck-hole

Examples of using Burn in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But we will get one. Let's burn sage.
Hadi adaçayı yakalım. Ama alacağız.
Lara? Feel the burn.
Yandığını hissediyorum. Lara?
And burn. Do your own chores!
Ve yakacak. İşlerinizi kendiniz yapın!
And then maybe he come here and burn you, eh?
Ve sonra belki buraya gelir ve seni yakar, ha?
A chemical burn in his nasal cavity. And it looked like there was.
Burun boşluğunda kimyasal bir yanma var gibiydi.
The wheel turns. In his hands… the roses of ecstasy burn.
Onun ellerinde. Yanan çoşkunun gülleri… Çark döner.
The quarry pile, the Janda burn barrel, Steven Avery's garage area.
Taş ocağı, Janda ateş varili, Steven Averynin garaj bölgesi.
Rebb would sooner see this world burn than share it with humans.
Rebb, bu dünyanın yandığını insanlarla paylaşmaktan daha erken görecekti.
Burn the place. If we keep the parent alive, the babies will stay.
Burayı yakalım. Ebeveyni hayatta bırakırsak yavrular da kaçmayacaktır.
The petrol will go to your brain and burn all your ideas.
Benzin beynine gidecek ve içindeki tüm fikirleri yakacak.
As I turn and look into the sun… the rays burn my eyes.
Dönüp de güneşe baktığım vakit… ışık huzmeleri gözlerimi yakar.
If he is not stopped, this world will burn.
Durdurulmazsa dünya yanıp kül olacak.
Feel the burn. Feel the burn, Duane.
Yandığını hisset. Yandığını hisset, Duane.
Let's get them to the burn pit.
Onları ateş çukuruna götür.
What's the plan?- Burn the flower?
Çiçeği yakalım. Plan ne?
You don't have a scar like a burn or feel pain?
Yanan bir yaran veya ağrın var mı?
This scandal hits, you burn like the rest of us.
Bu skandal ortaya çıkarsa senin başın da bizimki gibi yanar.
And burn it all up.
Onu alıp yakacak.
Change our names, swap faces. burn our fingertips off with acid.
İsimlerimizi değiştirir… parmak izlerimizi asitle yakar… yüz nakli yaparız.
So 20 second burn, 12 degree pitch… that's what it comes down to.
Saniye ateşleme, 12 derecelik eğim aşağıya inmek için gerekenler.
Results: 3262, Time: 0.0957

Top dictionary queries

English - Turkish