BUT MARK in Turkish translation

[bʌt mɑːk]
[bʌt mɑːk]
ancak mark
but , mark

Examples of using But mark in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You mock me, but mark my words.
Benimle dalga geçiyorsun ama kelìmelerimi not et.
Look, I know I shouldn't tell you this but Mark and I play a little game also.
Bak, bunu sana söylememeliyim ama Mark ve ben de ufak bir oyun oynuyoruz.
Look, I know you're mad at me, but Mark Sloan is the best in his field.
Bak, bana kızdığını biliyorum, ama Mark Sloan bizim için en iyisi.
Clyde wasn't home, but Mark was there, and he killed all those people!
Clyde evde değildi, ama Mark oradaydı ve bütün o insanları Mark öldürdü!
so you probably don't have this problem, but Mark and I have been together almost 10 years, and the sex gets a little routine.
muhtemelen böyle bir probleminiz yoktur, ama Mark ve Ben neredeyse 10 yıldır beraberiz, ve seks hayatımız biraz rutinleşti.
I was freaking out myself and-- but mark, you know, I was just kind of thinking.
Ben aklımı kaçırıyordum… Ama Mark, bilirsin, ben biraz düşündüm de.
Last week, some no-neck came into Beth's bar, started causing trouble, but Mark sorted him out.
Geçen hafta, Bethin barına bir boyunsuz* gelmişti sorun çıkarmaya başladı ama Mark onu halletti.
I know that this is a difficult time for you, but Mark Mason was a national hero.
Bunun sizin için zor bir dönem olduğunu biliyorum ama Mark Mason ulusal bir kahramandı.
Kenya, I don't know what your problem is, girl, but Mark is a catch.
Kenya, sorununun ne olduğunu bilmiyorum kızım, ama Mark bir fırsat.
These otters have never been filmed before, but Mark has a lot of experience with British otters so it should be straightforward.
Bu su samurları daha önce hiç kayda alınmadı ama Mark İngiliz su samurları deneyimine sahip haliyle bunun yararı olacaktır.
But Mark, now I will have to stay.
Ama Mark, şu an kalmak zorundayım.
Bernard begged the president to cancel the car's launch, but mark chase had other plans.
Bernard, arabayı piyasaya sürmeyi iptal etmek için başkana yalvarmıştı,… fakat Mark Chasein başka planları vardı.
Yes, but… But Mark, now I will have to stay.
Ama Mark, şu an kalmak zorundayım. Evet ama… Ben
Someone else wiped his files clean. We searched his computer for the files, but Mark either buried his findings or.
Dosyalar için bilgisayarını aradık ama Mark bulgularını ya saklamış ya da… başkası, dosyaları silmiş.
We searched his computer for the files, but Mark either buried his findings or.
Dosyalar için bilgisayarını aradık ama Mark bulgularını ya saklamış ya da… başkası.
Derek! Look, I know you're mad at me, but Mark Sloan is the best in his field.
Derek. ama Mark Sloan bizim için en iyisi. Bak, bana kızdığını biliyorum.
Why? so you probably don't have this problem, but mark and i have been together almost 10 years,
Neden? ve seks hayatımız biraz rutinleşti. ama Mark ve Ben neredeyse 10 yıldır beraberiz, Daha evli olmadığınız için,
You're not married yet, and the sex gets a little routine. but mark and i have been together almost 10 years,
Neden? ve seks hayatımız biraz rutinleşti. ama Mark ve Ben neredeyse 10 yıldır beraberiz, Daha evli olmadığınız için,
The CIA agent who testified at the hearings yesterday is fine, but Mark talks about D. Gibbons, Suspect Zero,
Dünkü duruşmada ifade veren CIA ajanına bir şey demiyorum ama Mark; D. Gibbonstan,
But Mark is okay.
Ama Mark gayet iyi.
Results: 2202, Time: 0.0497

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish